Kıbrıs’ta Eşeği Sağlam Kazığa Bağlamaya Çalışırken…

Politis gazetesine demeç veren Nikos Anastasidis’in teyit ettiği bazı noktalar bir anda adanın anastasiades_talkskuzey yarısında fırtına kopardı.

En önemli iki tepki 1) Cumhurbaşkanı Sözcüsü Barış Burcu ve 2) Halkın Partisi Başkanı Kudret Özersay’dan geldi.
Anastasidis’in açıklamasından sonra en büyük tepki hangi noktaya geldi ?

Anastasidis’in “Oluşturucu/Kurucu devletlerler anayasadan kaynaklanacak” sözüne

Tepkilerin birincisi virginbirth / bakir doğum meselesi ile ilgili…

İncil, bakir doğumu Meryem Ana İsayı dünyaya getirmesi öyküsünde yer verir. Bir de Kıbrıs’ın federasyona döneceğinde bakir doğmasını istiyoruz. “Akdenizin Fahişesi” denen adamızın şimdi “bakir” doğumla devlet yaratması arzusu nereden baksan eril politikacıların dilinde ve aklında ürettiği bir öyküden ileriye gidemez. Ancak konuya uluslararası hukuk açısından meseleyi sorgulamakta yarar var:shutterstock_131385992

Bakir Doğum: Yeni federal devletin başka bir devletin devamı değil, sıfırdan başlayacak bir koşul yaratması isteniyor. En azından Özersay bu konuda çok net. Denktaş’tan bu güne Kıbrıs türk tarafı liderliğinin de bin senelik derdi bu…

Peki “bizim taraf” Virgin birth / Bakir doğumu neden istiyor ?

Özet olarak, eğer işler kötüye gider de birileri bu federasyonu havaya uçurursa, ya da birileri federasyondan kaçarsa gidecek bir yeri olacak mı belli olsun istiyor. Devlet olmadan devletin sonunu görme isteği…
Bir biçimde ayrılık olursa, bu ayrılığın ardından “Kıbrıs Türk halkı” kendi devletine sahipkibris_gocmen olmasının yasal koşullarının oluşmasını istiyor.

Başka bir ifadeyle federasyon olduğunda dahi, B planı olarak Taksim’in cepte olacağına dair bir garanti arayışı…
Peki toplumun büyük bölümü tarafından kabul edilen Annan Planında her ne kadar da bu konuda kullanılan dil ile iki tarafın pozisyonu da tatmin edilmeye çalışılsa da, belki de Kıbrıs türk tarafının nasıl okuduğu değil Kıbrıs Rum Tarafının meseleyi nasıl okuğunu hatırlatmakta yarar var…

Dönemin Kıbrıs Cumhuriyeti, Cumhurbaşkanı Tasos Papadapoulos plana “HAYIR” deyin çağrısı yapıp ağlarken ne dediğini hatırlatmak gerek:CYPRUS ELECTION PAPADOPOULOS

“Bana uluslararası tanınmış bir devlet verildi. Onu uluslararası alanda söz söyleyebilecek bir cemaat olarak geri vermeyeceğim Bu yüzden Kıbrıs Cumhuriyeti korumak için ve onun yıkılmasını engellemek için sizleri HAYIR demeye çağırırım.”

Bu noktada, açık olarak Annan Planı’nda oluşacak devletin anayasal olarak bir tadil işlemi olmayacağı açıktır.

Bugün konuşulan ve görüşülen meselelerin de Annan Planı doğrultusunda gittiğini düşündüğümüzde bir damla su ile fırtına koparmaya çalışanların, şahin politikacı olmaya çalışanların ya da seçim süreci kapsamında güneyden gelecek olan “mal4455511979_102b2a9a01_bzemelerle” kafaları bulandırmaya çalışanların niyetlerinin olumlu olduğunu söylemek zor.

İşin raconuna göre özetleyecek olursam: Yine legal certainity / yasal kesinlik mevzusunda
takıldık… Tek derdi eşeği sağlam kazığa bağlamak olan Kıbrıs Türk tarafı eşeğin can çekiştiğinin farkında değil…

Benim için esas sorun yasal kesinlikten öte eşek ölürse kazığı ne yapacağımızdır?

Ancak yine de bir parantez bu konuya dair kendi düşüncemi de ifade edeyim:

Velev ki bizim müzakerecimiz ve başkanımız bir biçimde Kıbrıs cumhuriyeti aliderler_lefkosa-9.1-1074x483nayasasının tadili üzerinden bir anlaşmaya vararak, iki bölgelilik, iki toplum ilkesini, siyasi eşitlik ve federasyon gibi temel parametreleri karşılayacak bir formül yarattı.
Adadaki insanların güvenlik ve temel insan hakları konusunda kaygılarına cevap verecek bir çözüm buldu.
yes
Bu noktadan sonra Hayır diyecek biri olur mu ? En azından bu ülkede barış isteyen kimse bunu konu bile etmez.

Birileri çıkıp “Bundan sonra Taksim olamayacak, taksimi engelledi” deyip hem çözüme hayır diyecekse o politikacıların da gideceği köyün minareleri şimdiden görünmüştür…

 

Mertkan Hamit

Sarih Çoğunluk: Hade Yeni bir Sorun Yaratalım…*

Bir süre önce Kıbrıs Türk tarafındaki merkez ve sağ politikacılar “sarih çoğunluk” ifadesine vurgu yaparak, mülkiyet ve müzakereler ile ilgili olarak izlenen politikayı eleştirmişti. Oldukça teknik ancak son derece önemli bulduğum bu konuyu biraz incelemekte yarar var. Öncelikle sarih çoğunluk ifadesini yeniden ortaya koyan eski müzakereci Kudret Özersay’ın açıklamasına bakalım: Kudret_Özersay_(cropped)

Mülkiyet ve ikamet açısından getirilen bu sınırlandırmalar, federasyonun iki­kesimli karakterini muhafaza etmeye dönük tedbirlerdir. İki­kesimliliğin nasıl anlaşılması gerektiğini Birleşmiş Milletler tanımlamıştır. 1992 yılında önce BM Genel Sekreteri Güvenlik Konseyi’ne bir rapor vererek iki­kesimliliği tanımlamıştır. Ardından da bu tanımların yer aldığı paragraflar aynı yıl içerisinde kabul edilen 750 Sayılı BM Güvenlik Konseyi kararıyla onaylanmıştır.  (…) Bu “sarih çoğunluk” ifadesinin tam olarak yüzde kaça denk geldiği müzakereye açık bir konuysa da bunun her durumda %50’den çok daha fazla olduğu tartışma kaldırmaz bir husustur. Her bir toplumun kendi kurucu devletinin karakterini/kimliğini koruyabilmesi için, iki­kesimliliğin bir gereği olarak bir Birleşmiş Milletler İlkesine dönüşmüş olan bu kısıtlamalar (oranı müzakereye açıksa da) Kıbrıs Türk tarafı için yaşamsal öneme sahiptir. (link)

Benzeri bir açıklamada ardından bir diğer eski temsilci Osman Ertuğ tarafından da yapılmıştır. (link)

Bu noktada iki belgeye referans veriliyor. Birincisi BMGK 750 numaralı karar, ikincisi ise BM Genel Sekreterinin S/23780 numaralı raporu. Rapor herhangi bir bağlayıcılık taşımamasına rağmen, 750 numaralı kararın sarih çoğunluğu nasıl ifade ettiğine göz atmakta yarar vardır.

2. Reaffirms the position, set out in resolutions 649(1990) of 12 March 1990 and 716(1991) of 11 October 1991, Flag_of_the_United_Nations.svgthat a Cyprus settlement must be based on a State of Cyprus with a single sovereignty and international personality and a single citizenship, with its independence and territorial integrity safeguarded, and comprising two politically equal communities as defined in paragraph 11 of the Secretary-General’s report (S/23780) in a bi-communal and bi-zonal federation, and that such a settlement must exclude union in whole or in part with any other country or any form of partition or secession; 
 
Burada açık bir biçimde bölünme ve birleşme dışlanırken, iki toplumlu iki bölgelilik vurgusu yapılmaktadır.
Ayrıca 2 eşit cemaate atıf yapılırken, eğer Özersay’ın ifadesini doğruysa, genel sekreterin raporundaki 11. paragraf kabul ediliyor.
Ancak S/23780 numaralı rapora baktığımızda 11. paragraf iki toplumun eşitliğine atıf yapmaktadır. İki kesimliliğe yapmadığını okuyabiliriz. ( S/23780 numaralı raporun tamamı )
Raporun 11. paragrafı açık bir biçimde öncekilerde olduğu gibi Kıbrıs Devleti’nin politik olarak eşit iki toplumdan oluşacağına vurgu yapar.
It inter-alia (vurgu orjinal) reaffirmed its previous resolutions and that its positions on the solution to the cyprus problem was based on one State of Cyprus comprising two politically equal communities. In that connection the Council endorsed the following definition to political equality (S/21183, annex I) :
“While political equality does not mean equal numerical participation in all federal Government branches and administration, it should be reflected inter-alia (vurgu orjinal) in various ways:  in the requirement that the federal constitution of the State of Cyprus be approved or amended with the concurrence of both communities; in the effective participation of both communities in all organs and decisions of the federal government; in safeguards to ensure that the federal Government will not be empowered to adopt any measures against the interests of one community, and in the equality and identical powers and functions of the two federated states. 
Burada açık bir biçimde politik eşitliğin tanımı yapılırken, sayıca eşit olmasa da toplumların yönetimde eşitlıiğini anlaşılır. Ek olarak Kıbrıs Devleti’nin anayasasının iki toplumun iradesiyle şekilleneceği, kararların ortaklaşma gerektiridiğine ve federal 145265_origdevletlerin (oluşturucu devletler) eş güçler ve fonksiyonlara sahip olacağını vurgularken alınan kararların başka bir cemaate zarar vermeyecek nitelikte olmasından bahseder.
BMGK’nin 750 numaralı kararı herhangi bir biçimde iki bölgelilik tanımına yer vermemiştir. Ayrıca, iki bölgeliliği tanımlayan BM750’nin değil Genel Sekreter tarafından hazırlanan S/23780 olarak bilinen raporun 20. paragrafıdır.
Şimdi yukaridaki madde (UN 750) 11. paragrafa atıfta bulunurken, 750 numaralı kararda genel sekreterin S/23780 numaralı raporunun tamamı ile kabul edilip edilmemiş olmasına bakmak gerekiyor.
BM750 numaralı karar rapordan övgüyle bahseder yani (commends) ancak raporu bir BM kararı haline gelmesini sağlayacak  bir (accept/affirms/) ifadeye rastlanmaz
Orjinal ifade BM 750 paragraf 1
1. Commends the Secretary-General for his efforts, and expresses its appreciation for his report of 3 April 1992 on his mission of good offices in Cyprus, 
BM 750 numaralı karar ayrıca 17, 25 , 27 numaralı paragrafların gerçekleşmesine yönelik uygunluğa vurgu yapar. Bu paragrafların BMGK kararı olarak görülmesi onların kabulü anlamına gelmemektedir çünkü yine “endorse” denilmektedir.
4. Endorses the set of ideas described in paragraphs 17 to 25 and 27 of the SecretaryGeneral’s report as an appropriate basis for reaching an overall framework agreement, subject to the work that needs to be done on the outstanding issues, in particular on territorial adjustments and displaced persons, being brought to a conclusion as an integrated package mutually agreed upon by both communities;
17 den 25’e olan ve ayrıca 27. paragrafları da ele alan bölüm (set of ideas bölümünde) :lau-fig13_002
17: toprak düzenlemesi, yer değiştirilen insanlara yönelik gelişmeler ve genel çözümün yapılmasına yönelik çabaları destekler
18 oluşacak ilişinin azınlık çoğunluk değil eşitlik ilişkisi ile oluşacağını, enosis ve ayrılmanın dışarı da bırakıldığını vurgular
19 politik eşitliği kabul eder
20 – her federe devletin bir cemaat tarafından yönetileceği ve sarih coğunluğa sahip olacağını teyit eder. Federal hükümetin federe devletlerin üzerinde tahakküm kuramayacağını  teyit eder.
21- devletin bütünlüğü Kıbrıs Devleti üzerinden tek bir uluslararası kimlik ve egemenlik ile bağlanır ayrıca tek vatandaşlığa vurgu yapılır
22- federal hükümetin yetkileri tanımlanır (iki meclisli yapı, 70 e 30 oranı 7/3 bakanlar / senato da 50 ye 50 oran)
23- temel hak ve özgürlüklerin tüm vatandaşlara verildiği vurgulanır ve detaylandırılır
24- güvenliğin 1960 garanti anlaşmasına yönelik yapılacağını ama federal devlet kurulması için kıbrıslı olmayan tüm güçlerin bir an evvel geri çekilmesini vurgular
25:  yerinden edilen insanlar ve toprak konusunda acil düzenlemelerin yapılmasının gerekililiğine vurgu – ayrıca substantial number of GC displaced person would be able to return to the area that would come under GC administration. It would also address effectively the needs of TC that would be affacted by the territorial adjustments.
27 – iki ayrı referanduma gidelmesi durumunda iki taraf için de yapılacak iyi niyet misyonlarıan vurgu yapılır.
tüm bunlar BMGK kararı olarak adlandırmak çin güçlü delillerimiz olsa da, 20 numaralı BMGK tarafından kabul edildiğine dair hiçbir noktada atıfa sahip değildir
peki 20 numaralı paragraf yani ikibölgelelilikile ilgili olaran paragraf ne ifade etmektedir?
The bizonality of the federaton is reflected in the fact that each federated state would be administrered by one community which would be guaranteed a clear majority of the population and of land ownership in its area. It is also reflected in the fact that the federal government would not be permitted to encroach upon the powers and functions of the federated states, nor could one federated state encroach on the powers and functions of the other. 
İki bölgelilik her bir federe devletin bir toplum tarafından yönetilip nüfus ve mülkiyette sarih çoğunluğa sahip olmasına kabul eder. Ayrıca bir federal devlet ile federe devletlerin arasındaki ilişki tanımlanır. Ancak bu BM raporunda, fikirler dizisinde yapılan bir tanımlamadır. Bu olmazsa olmaz olamdığı gibi BMGK kararı olarak algılanması da mümkün değildir. akinci
Ayrıca, AB üyesi olacak bir devletin 4 özgürlük ( mal, hizmet, sermaye ve emeğin serbest dolaşımı) ilkesiyle çelişmesi imkansızdır. Üstelik bu 4 özgürlük toplumlar arası değil AB’yi oluşturan devletler arasında bir birlliğin temel ilkesidir. Bu 4 özgürlüğü ve temel insan haklarını gözetmeden çözüm müzakerelerinin sonuç üretmeyeceğini önceki müzakereciler sonuca ulaşamayarak kanıtlamıştır.
Yeni müzakere sürecinde ise yasal dayanağının bile kafamda soru işareti yarattığı bu sarih çoğunluk ifadesini, maksimalist bir noktada algılayıp İsrail – Filistin gibi kendi “yerleşkelerimizi” yaratma deliliğinden vazgeçmemiz gerekmektedir. Çünkü Kıbrıs konusunu çözmek isteyip, statüko dilinden kurtulmamak sonuç üretmez aynı zamanda Kıbrıs Sorunu yerine bir israil – filistin sorunu yaratmaya da hiç gerek yok.
Ya da eskilerin deyişiyle “gandır çocuğu taksim istesin!”
 * Ali Şefik’in uyarısı doğrultusunda düzeltilmiştir… Uyarı ve cevabım comment bölümünde görülebilir.

5 Soruda Kuzey Kıbrıs Seçimleri…

5

Soruda Kuzey Kıbrıs Seçimleri ?

1

İlk turda hangi adaylar ön plandaydı ?

 hqdefault (3)

İlk turda 4 aday ön plandaydı. İlk turun sonuçlarına göre bu 4 aday şu şekilde sıralandı

1- Derviş Eroğlu 28,5

2- Mustafa Akıncı 26.92

3- Sibel Siber 22.54

4 – Kudret Özersay 21.23

Adayların profillerinin ele alınarak yazılan ve kimin kimin adayı olduğuna yönelik kısa bir yazı burada var ( https://ekopolitix.net/2015/04/17/kim-kimin-adayi/ ) ancak özet olarak şöyle diyebiliriz

Derviş Eroğlu: KKTC içindeki çıkar ilişkilerine dayalı yozlaşık sistemin devamlılığını taahhüt eden kişidir.

Sibel Siber: CTP tarafından desteklenmiş olan, stratejik bir tercihti, genel olarak bir yenilenmeyi temsil ediyor olsa da altı yeteri kadar iyi doldurulamamış olduğundan ikna edici bir seçenek olmamıştır.

Kudret Özersay: farklı siyasi görüşlere sahip birçok kişiyi bir potada buluşturması, sivil toplum ve siyasi temsilcilik / müzakerecilik yetkilerine rağmen TC’nin hariciyesinin arzuladığı adaydır.

Mustafa Akıncı: genel anlamda statüko karşıtlığı ile çözüm ve federasyon iradesini temsil eden kanadın desteğini almıştır.

2

Eroğlu Neden Kaybetti ?

1267

Birçok sebebi olabilir. Öncelikle Eroğlu siyaseti ne genel geçer bir apolitizme (kudret özersay gibi) ne de derin bir sağ ideolojik noktaya (denktaş gibi) dayanır. Eroğlu’nun temel gücü maddi ve manevi destek karşılığında iradeye hakim olmaya dayanır. Bu açıdan 1974 sonrası siyasi iradeyi adam kayırma, rant dağıtımı, devlette iş gibi statükoyu güçlendirecek araçlara dayanır. Eroğlu’nun hiçbir zaman neoliberal bir sağ alternatif olma gibi bir kaygısı da olmamıştır çünkü yarattığı rant düzeni buna da karşıdır.

Gücü kuru ve kaba bir milliyetçiliğin yanında rant ilişkilerinden alan bu sistem, bir taraftan 1974 sonrası Türkiye’den gelen insanların hassasiyetlerini sömürerek varlığını devam ettirebilmiştir.

Uzun süre başkanlığını yaptığı UBP’den de ikinci tur telaşında gelen tepki öncelikle ‘Akıncı kazanırsa Türkiye’den gelen insanları yerinden edecek’ şeklindeydi. Ardından karşıtlarına ‘vatanı satanlar’ denilmiştir. Son olarak Türkiyeye mesaj vermek adına Türkiye’deki muhafazakar iktidarın iç çatışması Erdoğan / Fetullah Gülen arasındaki çatışmayı Akıncıya yıkmak hedeflenmiştir. Bu noktada Akıncı’nın Fethullah Gülen tarafından desteklendiği iddiası ortaya konulmuştur. Eroğlu’nun bu anavatancı siyasetinin artık sadece sol değil sağ seçmen tarafından da kabul görmemesi önemli bir sebep olmuştur. Yani Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’ı bir koloni olarak idare etmesindeki rahatsızlık olmuştur.

Bu yüzden Eroğlu aslında irade değil bir ‘iradesizlik’ göstergesi olduğu için kaybetmiştir. Aynı şekilde Kudret Özersay sağ içinde ‘irade gösterebilen sağ’ olabileceği için ciddi bir oy kazanmıştır.

3

Akıncı Neden Kazandı ?

akinci

Birçok neden söylenebilir ancak Mustafa Akıncı ile ilgili tartışmasız en önemli özellik iradeyi temsil etmesiydi. Bununla ilgili olarak seçmenin gözünde sınavı ise seçim sürecinde verdi. Seçim süreci başladığında dört boyutlu çözüm odaklı siyaset vizyonunu ortaya koyduğunda birçokları için ‘maraş’ konusu tehlikeli bir meseleydi. Maraş’ın liman ve hava alanı karşılığında açılması bir al-ver sürecinin dışında güven arttırıcı önlemler paketi olarak görmesi ve bunu son güne kadar sürdürmesi aslında dediğini yapacak bir aday olduğuna dair görüşü güçlendirdi. 5 yıldan sonra siyasi iradeyi yansıtacak liderin seçilmesi önem kazandı.

Özellikle ikinci turda bir diğer önemli nokta ise Akıncı’nın federalist duruşuna olan güvendi. Bu özellikle Kıbrıs’ta barış söylemine inanan ve 2004 yılında %65 oranında irade sergileyen seçmeni ikna eden bir noktaydı. Her ne kadar da 2004 yılında mobilize olan kitlelerin tercihi Mustafa Akıncı olmamış olsa da toplumlararası ilk işbirliğini Lefkoşa Belediye Başkanı olduğu 1978 yılında Lefkoşa Rum Belediye başkanı Lellos ile gerçekleştirmişti.

Belki de en önemli nokta ise geniş sol koalisyon oldu. Özellikle son bir haftada oy oranının 26.9’dan %60.50’a çıkarılmasında CTP kitlesinin desteğinin önemini vurgulamakta yarar var. Seçim kaybetmesine rağmen, seçim değerlendirmesini bir sonraki haftaya bırakıp, seçim süreci boyunca tüm zıtlaşmalara rağmen Akıncı’ya aktif destek verilmesi kararı CTP’nin tarihi kararlarından biri olmuştur. Aslında çözüm siyasetinin hala daha Kıbrıs Türk ilericileri arasında ana birleştirici unsur olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır.

4

Bu kadar değerlendirmeden sonra, Mustafa Akıncı’nın seçilmesi umut verici bir gelişme mi?

hope

Tek kelime ile: ‘EVET’

Bonus Soru

5

Türkiye bu gelişme karşısında çözüme katkı sağlar mı ?

Hem Kıbrıslı Türkler hem de Kıbrıslı Rumlar için ortak soru bu. Acaba Türkiye adadaki çözüm iradesini ciddiye alarak uygun adımlar atabilir mi ? Haziran’da Türkiye’de genel seçimler var. O zamana kadar Türkiye’nin seçimlere odaklanacak olması karar alıcı bir politika üretmesini engelleyebilir.

Derkeeeeeennnn….

Recep Tayyip Erdoğan’ın şu açıklaması karşıma çıktı :

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan: Pazar günü KKTC Cumhurbaşkanlığı’na seçilen Mustafa Akıncı’dan, “Yavru vatan değil, kardeş ülkeyiz” sözlerine “Ağzından çıkanı kulağı duymalı” diyerek sert tepki gösteren Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a anında yanıt geldi.

Ve Mustafa Akıncı’nın şu açıklaması :

“Ben şunu söylemek istiyorum. Dün sonuçlanan seçimler, benim programımı, düşüncelerimi ve paylaştıklarımı halkıma anlatarak, halkımın onay verdiği düşüncelerdir. Neden rahatsız olunuyor, iki kardeş ilişkisinden anlamakta zorlandım. Yavrunun büyümesini istemiyor mu Türkiye?

Biz hep yavru mu kalalım, ayaklarımızın üzerinde durmasını beceremeyelim mi? Artık yetişkin bir ülke olmayalım mı? Söylediklerimin arkasındayım. Sadece kulaklarımla duymuyorum, kalbimle de beynimle de konuşuyorum. Söylediklerim inandıklarımdır, doğru olandır.

SONUÇ OLARAK

cevap-akinci-profile

Mertkan Hamit

Email: mhamit@gmail.com

twitter: www.twitter.com/mertkancyp

facebook: www.facebook.com/mertkancyp

Kim – Kimin Adayı?

2 Gün sonra bu saatlerde seçim sonuçlanmış olacak. Kararsız seçmen için özet olarak adayları gözden geçirmekte yarar var.

Derviş Eroğlu: Sistemin adayı

1267

KKTC’nin kendine özgü sistemi temelde yolsuz çıkar ilişkilerine dayanır. Eroğlu’nun seçilmesi ‘Bizim çocuğa da bir kırsal alan arazisi’, ‘yeğene da bir memur işi’ sistemini temsil eder. Bu noktada bu adayın etrafında en çok yoğunlaşan kitleler sistemden en çok faydayı kazananlar…

 

 

 

 

 

 

 

Sibel Siber: Partinin adayı

basbakan-sibel-siber-14055

CTP-BG stratejik olarak tercih yaptı ve ön plana çıkardığı adayı partinin dışına seslenebilecek biri olarak belirledi. Bu CTP’nin merkeze kayan siyasi anlayışından memnun olmayanların ancak CTP’ye oy verenlerin ise kopuşuna neden oldu. Sağ seçmenin partinin adayı Sibel Siber’e istenilen yakınlığı göstermemiş olması sağdan, sol seçmene hitap etmemesi de soldan oy kaybına neden oldu . Önemli bir stratejik tercih yapıldı, ancak istenildiği sonuçları yaratmadı. Sibel Siber sadece ‘partinin ve partilinin adayı’ olarak kaldı. Bu seçim ‘Napalım gardaş partinin kararıdır’ üzerinden savunma yapmanın sonunu getirdi gibi…

 

 

Kudret Özersay: Elçiliğin adayı

Kudret_Özersay_(cropped)

Zamanında  ‘çıt çıt çıt twitter’ diye eleştirilen özel temsilci daha sonra baş müzakereci olan Kudret Özersay önce #toparlandi sonra aday oldu. Sivil toplum üzerinden birincil ağını oluşturduktan sonra şimdi beklenenin üzerinde oy desteğinin ardından son müdahalelerle elçiliğin göz kırptığı isim olarak görülüyor. Bir tarafta UBP’li Belediye başkanlarının açık desteği, diğer tarafta elçilik oylarının yönlendirilmesinin mümkün olduğu bölgelerdeki yoğun bayraklı afişli reklamları Kudret Özersay’ın elçiliğin istediği kişi olduğunu doğruluyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

akinciMustafa Akıncı : Halkın adayı

Siyasetin içinde uzun yıllar bulunmuş olması, bu sürede oluşturduğu dolaylı veya doğrudan ilişkiler Akıncıyı seçimde parti mensubu olmayanların en çok benimsediği aday olarak ortaya çıkardı. Sağdan ve soldan ciddi destek görmesinin yanı sıra, sivil toplum örgütleri ve birçok akademisyenin de desteğini alan Akıncı, halkın adayı olarak seçmenin ilgisini çekiyor. Özellikle seçmenle ve genel anlamda kitleyle kurduğu ilişkinin samimi görülmesi Akıncı’nın güçlü tarafı oldu.

 

Bonus:

Arif Salih Kırdağ: Mehmet Ekin Vaiz’in adayı

hqdefault (2)

Arif Salih Kırdağ neredeyse her seçimde aday oluyor. Ancak ‘Yeni Dünya’ kampanyası bana göre son derece eğlenceli… Galiba seçimin en renkli tarafı da Arif Salih Kırdağ’ın kampanyası oldu. Bu noktada siyasete kattığı renkten dolayı teşekkür etmek şart!… Tabi bir de en başarılı reklam videosunun sahibi olduğunu söyleyelim…

 

 

 

 

 

En başarılı video: Yeni Dünya Yeni Lider

En heyecan verici video:

En yorumsuz! video: