Gezicinin Seçim Anketi ve Bir Strateji

Son zamanlarda birden fazla anketle karşılaştım. Sıralamalar bir tarafa bıraktığında benim için dikkat çeken iki nokta var.
1. Verilecek olan ham oylar %50’yi bulmuyor. Yani Oy vermeyeceğim, kararsız, karma veya cevap yok gibi seçenekler hala nereye gideceği belli değil. Zemin kaygan. Kaygan zemindekileri “kaygılı kaygan” ve “çıkarcı kaygan oy olarak ikiye ayırmak mümkün.
2. Yüzde 50’yi oluşturan kaygan zemin bunların arasında “en kararlı” pozisyonu temsil eder. Ham oy dağılımlarını gördüğüm tüm anketlerde bu en büyük oran. Başka bir deyişle şu an “Oy Vermeyeceğim” diyenler Kuzey Kıbrıs’taki en büyük partidir.

Bu iki koşul ortada olduğunda dağıtılan oylarda hangi yöntemi uygularsanız uygulayın hata payı yüksek olacaktır.

Gezicinin anketinde varsayımsal yöntem, önemli bir kamuoyu algısı yaratma potansiyeli vardır. Bu algının ne kadar etkili olacağını bilmiyorum ancak benim siyaseti okuma biçimim çözüm umutlarının zora girmesinin de etkisiyle olacak “KKTC’nin sürer yapısına entegre olma” eğiliminin yükseleceğine bu yüzden de yeni icatlar değil var olan düzeni perçinleyecek yöntemlere dönük tercihlerin artacağıdır.
Kıbrıslı Türklerin gonyak sever olduğuna falan bakmayın siyasette en muhafazakar davranışları sergileme ata sporumuzdur.

Bu yüzden ben anket sonuçlarına baktığımda erken seçim olması halinde, kaygan oyların Gazici’nin varsaydığı gibi ağırlıklı HP’ye ya da TDP’ye gitmeyeceğini düşünüyorum. Hal böyle olunca ortaya çıkan sıralamanın da değişeceğine inanıyorum.
HP, TDP, CTP, YKP, BKP’ye gidecek olan “kaygılı kaygan” nitelendireceğimiz %20’lik kesimin büyük bölümü kuvvetle muhtemel bu seçim oy vermeyecek. (Kendimi de “oy vermeyecek grupta saydığımı söyleyeyim)
“Çıkarcı kaygan” %20 ise sisteme uygun olarak ağırlıklı olarak UBP ve az biraz da HP ve DP’ye gidecek.

Özetle, pazar günü seçim olsa bence bu ülkede UBP + DP koalisyonunu kuracak zemin vardır. O yüzden demokrat, ilerici ve alternatif arayanlar merkezi seçimler yerine odak noktalarını mahallelerine, kentlerine çevirmeli. Yaşam alanlarını dile getirmeli onu talep etmelidir. Oralarda çok daha kolay köklü dönüşüm yapacak dinamizm vardır. Kendi yaşadığımız sokağı dönüştürme fırsatı varken yerel seçimlere odaklanmak iyi bir çıkış yolu olur. Oradaki dönüştürücü güç iyi kullanılırsa, üç beş sene sonra merkezi idareye odaklanmak mümkün ve çok daha anlamlı olabilir.

Güneyden Alışveriş yapan Kıbrıslı Türkler ve Kuzeyden Alışveriş Yapmayan Kıbrıslı Rumlar Efsanesi Üzerine!

Sabah dikkatimi bir haber çekti. Haber, Kıbrıslı Türklerin, Güney Kıbrıs’ta yaptıkları kredi kartı harcamalarını ve Kıbrıslı Rumlar’ın kuzey Kıbrıs’ta yaptığı kredi kartı harcamalarını ortaya koyuyor. Bu rakamların veriliş biçimi belli başlı varsayımları güçlendirdiği için dikkatli bir biçimde bakmak önemlidir.

Mesela kredi kartı kullanım alışkanlığı gibi bilgilere sahip değiliz. Her ülkede kredi kartı kullanım yaygınlığı değiştiğinden ötürü, kredi kartı harcamaları ile nakit ödemeler arasındaki dengeyi iki tarafında aynı kredi kartı kullanım sıklığına sahip olduğu var sayılarak yapılıyor. Oysa, bu temelde çok farklı sonuçların çıkmasına neden olabilir.

Bir diğer nokta ise, verilen rakamların geçiş yapan kişi sayısına orantılı olmadığı. O yüzden Kıbrıslı Rumlar 6 Milyon, Kıbrıslı Türkler 14 milyon harcadı diye bir iddia ortaya koyarken geçen insanların sayısal oranına bakıp, geçiş sayısı ile harcama tutarını uyumlaştırmak daha önemlidir. Hatta daha güçlü istatistiklere ulaşmak için geçen insanların sayısı ile geçiş miktarı arasındaki oran da önemlidir. Örneğin ara bölgede çalışan biri olarak, sabah, öğlen ve akşamüstü KKTC’den giriş-çıkış yapıyorum. Bu benim geçiş sayımı anormal bir biçimde arttırmasına rağmen, aslında gerçek bir anlam ifade etmemektedir.

Tüm bu eksikliklere rağmen rakamlara dönecek olursam Ocak – Temmuz Arasında harcama miktarları 6.04 Milyon Euro harcayan Kıbrıslı Rumlar’a karşılık, aynı dönemde Kıbrıslı Türkler tarafından 14 Milyon Euro harcandığı görülmektedir.

Aynı dönemde Turizm istatistiklerine baktığımızda 853.358 Kuzey Kıbrıs’tan çıkış yapan KKTC vatandaşı olduğu görülmektedir. Kuzey Kıbrıs’a giriş yapan Kıbrıslı Rumların sayısı ise 492852 olarak verilmektedir.

Bu rakamlara baktığımızda Kıbrıslı Türkler güneyde yılda ortalama 16.4 euro harcarken (52.48TL), Kıbrıslı Rumlar’ın 12.3 Euro (40.59 TL) harcadığını görüyoruz.

Burada tartışılması gereken birkaç nokta vardır ve bunlar çoğaltılabilir:

  • Kıbrıslı Rumlar geçip para harcamaz ama Kıbrıslı Türkler çok para harcar söylemi yanlıştır. Neredeyse denk miktarlarda para harcandığı ortadadır. Esas olan Kıbrıslı Rumların geçişlerini arttırılmasına yönelik uygulamaların çoğaltılması ile ilgilidir
  • Kıbrıslı Rumların geçişlerinin arttırılması mümkündür. Çünkü bir önceki seneye göre Ocak-Haziran döneminde hali hazırda %14.1 oranında artış kaydedilmiştir.
  • Para harcamak için uygun olanaklar var mı ? sorusu araştırılmalıdır. Kıbrıslı Rumlar’ın hali hazırda neredeyse denk miktarda harcama yaptığı ortadadır ama bunu yapamıyor olmasının sebebi “milli” bir refleks mi yoksa Kıbrıslı Türk tarafının sunduğu mal ve hizmetler ve bunların orjinalliği ve kalitesi ile ilgili olup olmadığı araştırılmalıdır.

Sonuç olarak tek başına rakamların yanıltıcı olması provokasyona açıktır. Detaylandırıldığında durumun aslında tahmin ettiğimiz gibi olmadığı ortaya çıkmaktadır. Geçiş noktalarının çoğaltılması, temas alanlarının arttırılması daha da olumlu etki yapacağı kesindir. O yüzden özellikle Kıbrıs Türk tarafının hem özel sektörde çalışma yapması hem de siyasi olarak geçişlerdeki sayıyı arttıracak adımlar atması gereklidir. Bunların a) güven yaratıcı önlemler ile ilgili uygulamaların çoğaltılması b) Kıbrıslı Rumlara dönük bilgilendirici işaret ve levhaların yapılması c) fiyatların TL ve Euro olarak kullanılmasıyla kur farkı riskinin azaltılması gereklidir. Ayrıca, KKTC dışişlerinin fanatik uslübunu değiştirerek daha barışçıl bir pozisyon belirlemesi ekonomik getiriler de yaratabilir. Aynı zamanda KKTC içişleri bakanlığının da, Kıbrıslı Rum ziyaretçilerin hali hazırda Kara kapılarını kullanan kesim olduğu için geçişleri arttıracak önlemler (kara kapılarının çoğaltılması) almasının yanında turizm bakanlığının da bu kapılara dönük çevre ve bilgilendirici tarafsız çalışmaları yapması olumlu etkiler yaratacaktır.

 

Mertkan Hamit