6 Mayıs: Haysiyet, Adalet, Özgürlük!

Geçtiğimiz aylarda ‘Abim Deniz’ kitabını okumuştum. Bugünün soluna ışık tutacak bazı yorumları vardı. Kendi kaleminden yazdığı bazı notları ise beni rahatsız etmişti. Bugüne uyarladığımızda emperyalizme karşı mücadelesi kuru bir ulusalcılıktan ibaretti, kimi zaman yabancı düşmanlığına varacak söylemleri vardı.
Ancak bu Deniz Gezmiş’i ve verilen mücadeleyi gözümde daha değersiz yapmamış, tam tersine bana önemli bir ders vermişti. Aslında o güne dair, o günün koşullarında söylenecek olanı söylüyordu. Bugüne dair söyleyecek birşeyi olsaydı, o zaman da sınıf, adalet, eşitlik ve özgürlüğü oluşturabilecek kapsayıcı bir dilde söyleyeceğini söylerdi heralde. Bu yüzden taşı toprağı örgütlemeyi başarmış, insanlara rağmen değil insanlarla beraber bir ideal için ölümü göze almıştı.
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile beraber 1972 yılında devlet tarafından asılarak katledildi. İsmet İnönü, Bülent Ecevit aleyhte oy kullanırken, Süleyman Demirel bu kararı desteklemişti. Darbe hükümeti idamlarını onaylarken, ‘Abim Deniz’ kitabında bilmediğimiz birşeyi, Deniz Gezmiş’in ailesinin idamı önlemek adına verdiği mücadeleyi de öğreniyoruz. Mesela babasının yazdığı mektup, hukuk fakültelerinde hukuk teorisi dersinde ‘adalet nedir?’ konusunu anlatmak için okutulacak türdendir.
Adalet, eşitlik ve özgürlük mücadelesi insanı insan yapan bir mücadeledir. Bu kavganın en önünde yürüyenleriydiler, öldürüldüler. Yarattıkları değerleri yaşatmak adına kitaplar, filmler, şarkılar yapıldı.

Kavga bugün farklı şekillerde, farklı mecralar ve farklı yöntemler gerektiriyor. Belki söylemler ve eylemler değişti. Ancak sol adına aslolanın haysiyet, adalet ve özgürlük olduğu gerçeği değişmedi…