Yunanistan’da Bir Değil İki Hayalet Dolaşıyor…

Yunanistan seçimleri 3

Yunanistan’da sadece sosyalizmin hayaleti değil aynı zamanda faşizmin hayaleti de dolaşıyor.

16 Eylül 2015 tarihinde Yenidüzen Gazetesinde yayınlanmıştır.

Mertkan HAMİT

Yunanistan’da Bir Değil İki Hayalet Dolaşıyor…

Syntagma meydanı Yunan Parlemento binası ile kentin en işlek yolu Ermou’nun arasındadır. Bu meydanda sivil savaş yıllarında ve albaylar cuntası sırasında kanlı çatışmalar olmuştu. Son yıllarda ise polis ile eylemciler arasındaki çatışmalara ev sahipliği yapıyor. Artık Syntagma sadece Yunanlılar için değil, aynı zamanda Avrupa halkları için de kapitalizme verilen tepkinin vücut bulduğu, demokrasi ile ‘neoliberal aklın’ çatıştığı bir meydan.
Atina’da seçim havası Selanik’e kıyasla daha güçlü hissediliyor. Sokakta SYRIZA, eski SYRIZA bakanı Lafazanis’in Laiki Enotita (Halk Birliği), Yunan Komünist Partisi ve Yeni Demokrasi Partisi’nin ağırlığı var.

Önceki gece gerçekleşen münazara halkın gündeminde. SYRIZA lideri Alexis Tsipras ile Yeni Demokrasi’nin referendum sonuçlarından sonra istifa eden Antonis Samaras’ın yerine geçen çiçeği burnunda başkanı Vangelis Meimarakis dün akşam Maga TV’de kozlarını paylaştı.

Münazarada bir galibin olduğu düşünülmüyor. Ancak Samaras sonrası Yeni Demokrasi’nin oylarının yükselmesinde yeni lider Meimarakis’in etkisinin olduğu açık.

Bir kaç ay öncesine kadar SYRIZA ile Yeni Demokrasi arasındaki %10 olan fark bugün %1 oranında…
Meimarakis Yeni Demokrasinin çekideğinden geliyor. Politik “operasyonları” yürüten esas eleman olarak biliniyor. Sözünü sakınmayan bir muhafazakar olan Meimarakis, geçtiğimiz hafta canlı yayınlanan bir başka münazarada Tsipras’la kahve içmeyi teklif etti. Akşamki münazara da ise Yeni Demokrasi’nin seçilmesi halinde SYRIZA ile koalisyon kurmaya hazır olduğunu söyledi.

Tsipras ise böyle bir şeyin “doğaya aykırı bir ilişki” olacağını belirtti. Tsipras’ı Kıbrıs’ta sağ ile koalisyon kurma hevesli “solcular” duyar mi bilemem ama Tsipras’ın insani krizle mücadele adına izlediği açılımlar Yunanların gözünde halk tarafında olan bir figür olduğu inanışını koruyor.

Lafazanis liderliğinde, Glezos ve Zoi Konstantopolou gibi isimler SYRIZA’dan ayrılmış olsa da, gidenler halkın gözünde eş etkiyi yaratamadı. 26 milletvekiliyle kurulan Halk İttifakı, şu an %3.5 – 4 desteğe sahip. Tepki oylarını alamıyor ve 12 civarında milletvekili çıkarması bekleniyor.

Bunlar Yunan solu üzerinde Tsipras’ın gücünü de gösteriyor.

Pazar günü birinci olmak için Yeni Demokrasi ve SYRIZA kıran kırana mücadele verecek. Ancak seçimin üçüncüsü her koşulda belli ve Yunanistan ile ilgili en kötü haber de bu.

Faşist Altın Şafak’ın tepki oylarından pay alması bekleniyor. Ocak’ta SYRIZA’ya oy verip, Eylül’de Altın Şafak’a oy vereceğini söyleyenler var.

Acı ama gerçek: Yunanistan’da sadece sosyalizmin hayaleti değil aynı zamanda faşizmin hayaleti de dolaşıyor.

Bitmeyen Trajedi…

Bitmeyen Trajedi…

“Masanın gündemi kriz ve genel bir uzlaşı var. Krizin baş sorumlusu PASOK. Çözüm ise memorandumdan kurtulmak diyorlar. Meselenin seçimle çözüleceğine inanan neredeyse yok”.

15 Eylül 2015 tarihinde Yenidüzen Gazetesinde yayınlanmıştır

Mertkan HAMİT
Selanik, 400 yıl kadar Osmanlı hakimiyetinde kaldıktan sonra Yunan Devletine 1912 yılında katıldı. Osmanlı hakimiyeti sırasında kent Avrupalı Yahudilerin, Yunan ve Türk toplumlarının birlikte yaşadığı ve bölgenin en kozmopolit şehirlerinden biriydi. Bir liman kenti olması ticaretin gelişmesini sağlarken, özellikle Yahudi cemaatinin başlattığı eğitim kurumları, ardı ardına Yunan ve Osmanlı cemaatlerinin de eğitim konusunda açılımlar yapmasını tetikledi. Bölgenin kozmopolit karakteri entellektüel aktivitelerin de merkezi olmasına da sebep oldu. Bu yüzden Nazım Hikmet, Mustafa Kemal veya on liralık banknotlardan bildiğimiz Cahit Arf gibi isimler ve daha birçok entellektüel bu kentte doğdu, eğitim aldı veya yaşamlarının bir bölümünü geçirdi.

1885 yılından beri aynı isimle, aynı yerde, aynı aile tarafından işletilen Tsinari – Çınar isimli taverna da otururken sahibi nereli olduğumu soruyor. Kıbrıs deyine Yunanca konuşmaya başlıyor, Yunanistan’da defalarca karşılaştığım muhabbete yeniden başlıyorum. Kıbrıslı Türk olduğumu söyleyince bir sandalye çekiyor kendine de bir tsipouro da o alıyor. Soruları var, ilk kez bir Kıbrıslı Türkle konuştuğunu söylüyor. Kıbrıs konusunu enine boyuna tartıştıktan sonra, sıra benim sorularıma geliyor.

130 senedir aynı köşedeki ufacık bir taverna, 1 kilometre ötede Mustafa Kemal’in doğduğu ev var bugün Türkiye Konsolosluğu ve müze olarak kullanılıyor. Taverna ticarileşmiş bir yer değil görünen o ki bunu yapma gibi niyeti de yok. Balkan Savaşından beri durum bu kadar kötü olmadı herhalde diyor. Sisteme güveni yıkılmış durumda. Geleceği göremediğini söylüyor. Yakın arkadaşının borçlarını ödemek için evini sattığını anlatıyor.

Ardından Selanikli bir arkadaşım, arkadaşlarıyla beraber geliyor. Maria, PASOK üyesi, Selanik’de bir belediyenin belediye meclis üyesi seçildi. İlk kez 18 yaşında seçilmiş, şimdi 24 yaşında ve belediye meclisinde ikinci dönemi. PASOK’dan ümidini kaybettiğini söylüyor. PASOK’un bu seçim 10 milletvekili çıkarmasının bile bir başarı olacağını söylüyor. İstifa etmemesinin sebebini duygusal bağlarından ötürü olduğunu anlıyorum.

PASOK’un Kuzey Kıbrıs versiyonu CTP’yi ve CTP’li arkadaşlarımın benzeri tepkisi aklıma geliyor. Bu sosyalist enternasyonel hastalığı diye geçiriyorum içimden…

Masanın gündemi kriz ve genel bir uzlaşı var. Krizin baş sorumlusu PASOK. Çözüm ise memorandumdan kurtulmak diyorlar. Meselenin seçimle çözüleceğine inanan neredeyse yok.

İkinci günde genel izlenimim değişmiyor. Umutsuzluk toplumun her katmanını kuşatmış durumda. Seçimlerden sonra da Yunan trajedyası son bulmayacak gibi…