Bu Bir Dikenli Teldir… – Mertkan Hamit

kibris_gocmen

İki Buçuk Mil – Strovilia kapısından Larnakaya doğru gidecek olursanız, önce İngilizlere ait olan Strovilia İstasyonunu görürsünüz. Üç dilde, bu bölgenin “Egemen Üs Alanı” olduğu gözünüze sokulur. 1955 – 1960 arasında yaşananları ve Britanya’nın bu ülkenin yaşadığı acılardaki sorumluluğundan arındığını düşünmek isteyenlere inatla “bizim günahlarımızı unutmayın” diye bağıran ama ısrarla görmezden geldiğimiz bir işarettir bu…

Ardından da yolculuğun büyük bölümünde sağ tarafınızda Achna köyünün terk edilmiş kalıntılarını görürsünüz. Solunuz “Kıbrıs Cumhuriyeti” egemenliğinde sağınız ise “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti” egemenliğindedir.

1974’de çekilmiş dikenli tellerin yanından geçerken, solunuzda Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün nöbet kulesi sağınızda ise Kıbrıs Türk tarafının nöbet kuleleri görülür. Bu saçma manzarada arabanızı sürerken, bir kez daha böyle bir saçmalıkla yaşadığınızı sorgulamanız kadar normal bir şey olamaz.

Bu ülkenin yakın tarihinin orta yerinden 100 kilometre hızla geçerken kalıpların anlamsızlığı bir kez daha ortaya çıkar.

Mesela, “Rum tarafından” geçerken bir Kıbrıslı Türk arabası içindeki insanlar için sağ kolunuzda nöbet bekleyen bir asker sizin için bir tehdit mi yoksa bir güvenlik unsuru anlamına mı gelir?

Belki de tanıdık bir arkadaşımız olan nöbet bekleyen ve 40 derece kavurucu sıcakta başka bir yerde olmak için dua eden insan gerçekten kimi kimden korumaktadır?

Saatte 100 kilometre saatte geçerken nöbet noktasının önündeki dikenli tellerin kendini dahi koruyamadığı ortadadır. 42 senedir rüzgar ve yağmurdan başka kimsenin meydan okumadığı paslı dikenli telin kimisi için “egemenlik”, kimisi için “güvenlik”, kimisi için “işgal ve istila” anlamına gelir.

Peki ama hiç kimse metresi 5 lira etmeyen demir parçası için bunun hiçbir anlama gelmeyen bir dikenli tel olduğunu söylemeyecek mi?

Egemen olduğumuzu düşündüğümüz alanın, her tarafının “ulusal kardeşimiz” tarafından talan edildiğini, egemenlik diyerek insanların özgürlük alanlarının sınırlandığını, güvenlik diye dikilen nöbetçi askerlerin orada olmasının hiçbir anlamı olmadığını görürken, bunu kimse çıkıp haykırmayacak mı?

Büyük strateji ustaları, milliyetçi paranoyaklar ve diğerleri bu dikenli tele varoluşsal anlamlar yüklerken, metre kareye 15 üniversite mezunu düşen, her tarafta doktora seviyesinde eğitim almış insanlar fışkıran bu ada yarısında tele tel diyememiş olmanın ağırlığını içinizde hissetmiyor musunuz? Kimse, demir yığına sahte anlamlar yüklendiğini görmüyor mu? Demir yığınına yüklenen sahte anlamlar yüzünden geleceğinin çalındığının farkına kimse varamayacak mı?

Bir yıl boyunca paslı bir dikenli telin başında tam teçhizat duran bir insanın verdiği hizmetin vatan kurtaracağını iddia edenler mi yoksa bunun koca bir yalan olduğunu söylediğiniz de mi “marjinal” olunur?

Dürüstçe söyleyin metresi 5 lira etmeyen bir demir yığınını korudukça daha mı özgür olacağız?

Basit şeyleri sorgulamak gereklidir.

Dikenli teli bile…

Özellikle kümesteki tavuklardan farklı olduğumuza inanıyorsak…

***

Bu yazı daha önce Dayanismanet.org sayfasında yayınlanmıştır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s