Su Anlaşması Sonucu: Biftek Out Fasülye In!

Mertkan Hamit

Türkiye’nin bütün komşularıyla kavgaya tutuşmasına sebep olan Davutoğlu’nun stratejik derinlik projesinin Kuzey Kıbrıs ayağı su projesi ile vücut buldu. Bu yeniliğe Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan ev kadınlarının fasülye ve bamya partileri vsu-hakki-icinererek kutladı.

Ben de “tatlı suda” eriyene kadar pişirilmiş fasulyenin tadına bakmak isterdim ancak fasülye sevmediğimi hatırladım! Bu moral bozukluğunun üstüne biftek yemeden yaşayamayan Okan Dağlı’nın rakamlar üzerine beni dürtmesi ile heyecanla su konusunda güvenilir veri kaynağı sevgili Naci Taşeli’den biraz destek aldım.

Rakamlara bakınca yine bir gerçek ortaya çıkıyor…

Bu gerçek doğrltusunda en çok da Okan Dağlı bu işe üzülecek, çünkü rakamların gösterdiği kadarıyla su ile ekonomi daralmaya mahkum olacak ve biftek tüketmek eskisi kadar kolay olmayacak.

İleriyi gören politikacılarımız sağ olsun bundan sonra bol bol fasülye yiyeceğiz anlaşılan. Öyle Ayşe kadın falan değil ama, ucuzundan!

Dikkatinize çekmeyi başardıysam, şimdi daha ciddi konulara eğilelim. Ekonomide genel bir kural vardır. Marksist, Keynesçi ya da Friedmancı olmanız farketmez. Ekonominin iyiliği8f5c6be9-9f49-4330-8a11-35cc76c77e18 için, piyasada para döngüsü hızlı olmalı, yatırımlar ile genişleme yaratılmalıdır. Piyasa’da daralma olursa daralmanın üstüne gidilmeli, genişletici uygulamalara uygun (özel sektör veya devlet eliyle) açılımlar sağlanmalıdır. Ekonomide kaçak azaltılmalıdır. Sadece vergi vs.. kaçağı değil aynı zamanda dışarıya çıkan paranın karşılığında hizmet satarak toplam açığın azaltılması da önemlidir. Ekonomi yorumcularının “ticaret açığı” ve bunun azaltılması ile ilgili anlattığı şey aslında yukarıdakilerin sistemli uygulanması. Ancak su anlaşmasında bizler davullu zurnalı bunun tersini yaptık.

Su projesini imzalayarak şimdi stratejik ve tekel konumunda olan bir dev özel sektör alanı yarattık. KKTC’nin su ekonomisinden bahsediyorum. Kutsal bilgi kaynağım Naci Taşeli’nin tahmini olarak sunduğu verilere göre şu an Kuzey Kıbrıs’ta içme ve kullanma suyu tüketimi 30 Milyon Ton, tarım için ise 90 milyon ton kullanılıyor.

Belediyeler 30 milyon ton su satıyor. En pahalı su 3.2 TL ile Mağusa’da, Lefkoşa ve Girne’de ise su 2.5 TL civarında satılıyor. Zaten Girne, Lefkoşa ve Mağusa’nın adanın nüfusunun ciddi bir bölümünü oluşturduğunu düşünürsek, su ton fiyatı ortalamasını 2.75 civarında alabiliriz. Bunun karşılığı yıllık olarak 82 milyon 500 bin TL ediyor. Bunun yüzde 25 ile 30 arasının kaçak ve toplanamayan miktar olduğunu farz edersek yıllık 60 Milyon TL’lik içme ve kullanma suyu geliri, Kuzey Kıbrıs ekonomisinde dolaşmaktadır.

Bir de işin tarım boyutu var. Tarım için 90 milyon su tüketiyoruz. Bu suyu üretmek için fft99_mf4741428elektrik maliyeti yaklaşık 60 kuruş civarındadır. En azından Ali Bizden bugünkü yazısında öyle söylüyor. Demek ki, tarım için üretilen sunun ekonomiye faydası 54 Milyon TL.

Yani bugün Kuzey Kıbrıs’ta tahmini olarak 114 Milyon TL’lik bir ekonomik döngü var. Su için harcanan para mevcut sistem içinde yerel ekonomide kalıyor.

Suya dair tüm siyasi hassasiyetlerimi bir kenara bırakıyorum. Sadece ekonominin bu uygulamadan olumlu etkileneceğini iddia etmek için 114 Milyon TL değerinde Kuzey Kıbrıs ekonomisine artı değer yaratılması gerek diyorum. O zaman ekonomik olarak büyümeye fayda sağladık ve kamu yararı için bu adım atıldı diyenler haksız sayılmaz.

Bu noktayı bir kez daha tekrarlayalım: ekonominin bu uygulamadan olumlu etkileneceğini iddia etmek için 114 Milyon TL değerinde Kuzey Kıbrıs ekonomisine artı değer yaratılması gerek. Tersi kamuyu zarara sokmaktır! İyi idare yasası kapsamında bir bunu gerçekleştirenleri yargılamak mümkün mü bunu hukukçular cevaplasın. Ben işin rakamlarına ortaya koymak istiyorum.

Yeni anlaşmayla ön ödemeli sisteme geçilecek. Yani kaçak azaltılacak. 30 milyon ton içme istsuyunun satış bedelinin 5 TL olacağı düşünülüyor. Söylentiler doğru olsa yıllık su ekonomisi 150 Milyon TL olacak. Üstelik bu sadece içme ve kullanma suyu için harcanacak olan paranın miktarı.

Gelecek olan sudan tarım amaçlı olarak geriye kalan 45 milyon tonun tümünün harcanacağını düşünelim.

DSİ’nin 2013 yılında çıkardığı tanıtım broşüründe, maliyet hedefi olarak 1 TL yazıyor. Bunun üzerine 60 kuruşluk elektrik bedelini de ekleyelim. Tarım’da su 1.5 TL civarında satılacak demektir. Bu da 67.5 Milyon TL’lik bir de tarım için kullanılan sudan gelir yaratılacak.

Yani ne oldu 67.5 Milyon Tarımdan ve 150 Milyon TL içme ve kullanma suyundan yılda toplam 217.5 TL …

Rakamları ortaya koyunca anlaşmadan önce 114 Milyon TL’den şimdi su üzerinden yaratılan değer 217.5 Milyon’a çıktı ve faaliyet özelleştirilnce ekonomik olarak değerlendi diye sevinmenizi çok isterdim!

Ancaaak  zurnanın zırt dediği yer burası.

İhaleyi TC’den bir şirketin kazanacağını düşünelim.kemal-sunal-zubuk

Öncelikle, tarım için kullanılacak suyun satış bedeli ile ilgili olarak yerel yönetimlere bir para aktarılması söz konusu değil. Sadece 50 kuruşluk elektrik faturasının, %50 si olan 25 kuruşun ekonomiye kazandırılacağını söyleyebiliriz.

Bu da 11 Milyon 250 Bin TL. Yani enerji maliyeti üzerinden ekonomiye kazandırılacak miktar.

Ne kaldı geriye 150 Milyon TL

Bu 150 Milyon’un %10’unun KKTC maliye bakanlığına ödeneceğini biliyoruz. Yani 15 Milyon TL. Bu da ekonomiye kazandırılacak diyebiliriz.

Geriye kalan 135 Milyon’dan ise ne kadarı KKTC ekonomisine ne kadarı dışarı kaçacağınıProfitdüşünmek gerek.

Su fiyatının hesaplanmasında yaklaşık olarak şöyle değerler benimseyebiliriz:

0.25 kuruş TC hazinesine

1 TL elektrik gideri (KKTC ye ancak %50 si mazot gideri olarak TC’ye için ekonomiye kalanı 0.50 kuruş)

1.50 TL Bakım, onarım, operasyon – %50 KKTC ekonomisine harcanacak, %50 şirket kasasında duracak)

25 Kuruş Kar : Şirket kasasına

2 lira: Yatırım payı (yatırımları şirket yapacağı için kendi kasasına yatırımlar ne zaman nasıl biçimde yapılacağı bilinmediği için hesapta duracağını farz edelim)

TOPLAM: 5 TL

Ancak kalemleri ayrıştırdığımızda 5 TL’ye satılacak olan suyun 3.75 TL’si şirketin kasasına girerken, 1.25 TL si ise KKTC ekonomisine girecek.

Bu durumda aslında maliyeye aktarılan para sonrasında kalan değerin %25’i KKTC ekonomisine, %75 i ise TC ekonomisine geleceğini söylemek mümkün…cyprus

Bu da 135 Milyon TL’nin 33 Milyon 750 Bin TL’sinin KKTC ekonomisine 101 Milyon 250 Bin TL’sinin ise şirketin kasasının olduğu ekonomiye gideceğini gösteriyor.

Yani 11 Milyon 250 Bin tarım için harcanacak olan sunun enerji faturalarından, 15 Milyon TL anlaşma gereği, 33 Milyon750 Bin de harcamalar kapsamında gelecekse toplam ekonomik artının Kuzey Kıbrıs’a geliri  60 Milyton TL olacağını söyleyebiliriz.

Nereden nereye…

Normalde ekonomide dönen 114 Milyon TL’lik değeri 60 Milyom TL’ye getirdik.

Kayıp 54 Milyon TL

Yani neredeyse yarısını kaybettik

Biz bunu neden yaptık Abidin ?

114 Milyonluk döngüyü yarısını alıyorsak, hiç sonuçlarını düşündü mü birileri?lau-fig13_002

Kamuyu zarara sokmak suç değil miydi ? Bu yasaya onay veren bakan, vekil falan hepsine dava açsak, cezalarını çekseler mümkün mü?

Geçen yıl TC’den Kamu maliyesine 216 Milyon TL’lik katkı yapıldı. Ümüğümüzü sıktılar.

Bu sene kaç yapacaklar bilmiyorum ama görünen o ki biz onlara 54 Milyon TL’lik katkı yapıyoruz.

Ekonomimizin yüzde 1’ini veriyoruz…

Sonuç 1: onlar efendi biz köle!

Sonuç 2: Biftek out Fasülye in!

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s