32 Yaşında KKTC: İcat Edilen Devlet, İcat Edilen Halk

32 Yaşında KKTC: İcat Edilen Devlet, İcat Edilen Halk

15 Kasım 1983 tarihinde Kıbrıs Türk Federe Devleti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne dönüştü. Denktaş’ın siyasi varlığının devamlılığından kaynaklanan bu zoraki tercih gerçekleştirilirken Kıbrıs siyasetinde de yeni bir parad145265_origigma ortaya çıktı.

15 Kasım tarihinde onaylanan KKTC kuruluş bildirgesi oldukça uzun olan ve aşağıda yer verilen tek cümleden oluşuyordu:

Kıbrıs Türk halkının özgür iradesini temsil eden, doğuştan hür ve eşit olan bütün insanların hür ve eşit yaşamalarına inanan, bu ina
nç içinde, Kıbrıs Türk Halkının kendi kaderini tayin etme hakkını 17 Haziran 1983 tarihli kararıyla dünyaya ilan etmiş olan, ırk, milli menşe, dil ve din gibi farklara dayalı olarak insanlar arasında ayırım gözetilmesini, her türlü sömürgeciliği, ırkçılığı, baskı ve tahakkümü reddeden, Kıbrıs’ta, Doğu Akdeniz’de, OrtaDoğu’da ve dünyada tam bir barış ve istikrarın, huzur ve güven içinde yaşama ve politics_featurekendi kendilerini yönetmeye hakları olduğuna inanan, aynı adada yan yana yaşamaya mecbur bulunan bu iki halkın aralarındaki bütün sorunları, eşit düzeyde müzakerelerle, barışçı, adil ve kalıcı bir çözüme ulaştırmanın mümkün ve zorunlu olduğu görüşüne sımsıkı bağlı bulunan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanının iki eşit halk arasında ortaklığının bir federasyon çatısı altında yeniden kurulmasını ve sorunların çözümlenmesini engellemeyip, kolaylaştırabileceğine kani olan, iki halk arasındaki bütün sorunların barışçı ve uzlaşmacı bir politika ile çözümlenebileceğine inanan ve bu amaçla müzakereler yürütülmesini yürekten dileyen ve önerilmiş bulunan zirve toplantısının bu açıdan yarar sağlayacağına inanan Meclisimiz, Kıbrıs Türk Halkı adına, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ve ‘bağımsızlık bildirisini’ onaylar.

Kuzey Kıbrıs bağımsızlık bildirgesinde, Kıbrıs’ta iki halka dayalı bir federasyon kurmak KKTC kurulmuş sürecin çözülmesine yardımcı olma hedefi olduğu iddia edilmişti. Her ne kadar da, uluslararası hukuk ile tutarlı olmak adına federal bir çatıya vurgu yapılmış olsa da, KKTC’nin ilanı uluslararası alanda istenilen etkiyi yapmadı.liderler_lefkosa-9.1-1074x483

Bu bağımsızlık bildirgesinin açıklanmasından 48 saat sonra Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 541 numaralı kararı alır. Kararda 365 (1974) ve 367 (1975) numaralı kararlara atıf yapılır, bağımsızlık ilanının “yasal olarak geçersiz” olduğu ortaya konuldu. Güvenlik Konseyi, Birleşmiş Milletlere üye ülkeleri Kuzey Kıbrıs’ı tanımalarına yönelik bir çağrı yaparak, adadaki tek yetkili otorite olarak Kıbrıs Cumhuriyeti Devleti’ni tanıdığını belirtti.

1 Mayıs 1984 yılında alınan BM Güvenlik Konseyi 544 numaralı kararı da toplumlararası görüşmelerin devamlılığı için 1979 yılında Kyprianu ile Denktaş arasında on maddelik,  10- Point Agreement temelinde görüşmelerin başlatılması çağrısını yapmaktaydı. İlgili anlaşma –kapalı- Maraş’a öncelik verilerek, çözümün sağlanması aynı zamanda da sorunun toprak ve anayasal sorunların bir an evvel kapsamlı çözümle nihayetlendirilmesi arzulandığını ortaya koymaktaydı. Ayrıca BM Güvenlik konseyinin 544 numaralı kararı Kıbrıs Türk tarafını “ayrılıkçı” olarak nitelendirmektedir.

Bu noktada, 1983 uluslararası arenada, Kıbrıs Türk tarafının siyasi adımlarının reddedildiği yıl olarak tarihe geçer. Dünya Kıbrıslı Türkler ayrılıkçı unsur olarak tanımlarken, Kıbrıslı Türkler kendilerini toplum yerine halk olarak tanımlamayı uygun cyprusgörür. Başka bir deyişle, 1983 yılı sadece bir devletin icat edildiği yılı değil, aynı zamanda bir halkın da icat edildiği tarihtir.

İcat edilen devletin meşruluğu icat edilen halkın iradesinden aldığına göre, halkın egemenlik icra ettiğine dair davranışlar sergilemesi beklenir. Halk, sadece bir insan yığınından değil, aynı zamanda siyasi bir irade beyanı yapabilme yetisine sahip bir topluluğu temsil eder. Bu bakış açısıyla, Kıbrıs Türk halkının varlığı iddiasını güçlendirecek tercihlerin var olup olmadığı tartışma kaldırır.

Askeri, ekonomik ve siyasi olarak Türkiye ile oluşturduğu ilişki biçimi, KKTC’nin uluslararası düzeyde Türkiye’nin bir alt yönetimi olarak anılmasına sebep olmaktadır. Bununla ilgili en net vurgular, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Kuzey Kıbrıs ile ilgili davalarındaki tanımlarında görülmektedir. AİHM’in Kıbrıs’ın kuzeyini ele alırken, Türkiye’nin bir alt yönetimi olması temelde iradenin tamamen Kıbrıslı Türkler’in elinde olmadığına yönelik yapılan açık referanstır. Bu noktada 1983’de kurulan bir tanınmayan devlet kadar, başta ortaya konulan kuruluş bildirgesindeki irade beyanı da ikna edici değildir.shutterstock_131385992

Gündelik politik tartışmalar sırasında, ordunun başına bir Kıbrıslı Türk’ün gelemiyor olması, merkez bankasının başına getirilenlerin doğrudan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından yapılması, polis ve itfaiyenin İçişleri Bakanlığı yerine askere bağlı olması sıklıkla KKTC’yi oluşturduğunun iddia eden halkın egemenlik icra edemediğine dönük eleştiriler olarak görülür.

Bunlar çözümsüzlükten doğan olağan üstü hal koşullarına verilen bir referans olarak anlaşılsa da, Karl Schmidt’in egemenlik teorsine dönüp baktığımızda, egemen olanın olağanüstü hal ya da istisna halinde belirleyici olan olduğu konusundaki iddiası da Kuzey Kıbrıs’ta egemen olan unsurun Kıbrıslı Türklerin olmadığını göstermektedir.

Kıbrıslı Türklerin kendi kendilerini halk olarak tanımlaması, dışarıdakilerin Kıbrıslı Türkleri halk olarak tanıyabilmesi için yeterli olanak sağlamadığının bir diğer yansımasını ise Kıbrıs Sorunu müzakerelerinde görülmektedir. Çünkü iddia edilenin aksine kapsamlı çözüm müzakereleri sürecinde Kıbrıslı Türkler çözüm yapacak bir aktörden çok, bir aracı rolüne soyunduğunu gözlemleyebiliriz.gk_bankimoon

Müzakereyi sürdürenlerin, iki devletin başkanı değil, kendi toplumlarının lideri olarak tanımlandığı görüşmelerde, “hassas konuların” ele alınma biçiminin on yıllardır Kıbrıslı Türk toplumunun ihtiyaç, talep ve hassasiyetleri değil, aynı zamanda Türkiye’nin jeostratejik kaygılarına yönelik bir tercih olarak ortaya konulması Kıbrıslı Türklerin egemen bir halk olma iddiasını da boşaltır.

Özellikle, Kıbrıslı Türk politik sağ cenahının “garantilerden vazgeçmeyiz”, “Türkiyesiz hiçbir şey yapmayız” biçimindeki, açıklamaları da bu noktada Kıbrıs Türk toplumunun, kendini kurgulayış biçiminin egemenlik icra edecek yani kendi kaderini kendi belirleyebilecek bir halk gibi davranamamış olduğunu gösterir.

Bu noktada Kıbrıslı Türklerin bir halk olma iddiasının, siyasi karşılığını tamamlayacak bir iradeyi gösterememiş olduğunu ortaya koymak gerekir. 1983 yılında, “icat edilen” KKTC’nin ve Kıbrıs Türk “halkının” ne kurumsal anlamda ne de siyasi davranışları ile iddiasını gerçekleştiremediği görülmektedir.

Üstünden geçen 32 yılda, ne KKTC’nin kurulması ne de Kıbrıslı Türklerin kendini halk olarak tanımlaması herhangi bir kibris_gocmenkarşılık bulamadı. Bu süreç içerisinde, kuruluş bildirgesi doğrultusunda binlerce federasyon kurmaya yönelik toplantı yapıldı. Şüphesiz en önemli mesele 2004 yılında yapılan çözüm referandumuydu. Referandumda çözümsüzlük devam ettikten sonraki on yılda sosyolojik ve ekonomik olarak Kıbrıs’ın kuzeyinde büyük değişiklikler oldu. Yeni zenginler oluştu, sosyal adaletsizlik arttı ancak hukuki ve politik bağlamda ne hedeflenen federasyon kurulabildi, ne de KKTC tanıtılabildi. Hiçbirşey yapılamayan 32 yılda, KKTC denen alanda yaşayan insanlar ise her geçen gün biraz daha hiçleştiler. Bu satırlar okunurken, adanın acı tarihini yücelten açıklamalar yapanları duyacağız. Kimileri evi temizlemeyi görev belirleyip buna dair yaptıklarını haykıracak, onlara ise 32 sene önce kurulan bu düzenin içini boşaltıp, cebe indirenler alkış tutacak.

Mertkan Hamit
mhamit@gmail.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s