Kıbrıs’ta Çözümün Maliyeti ve Louis Vuitton!

Yok yok henüz delirmedim. Her konuyu Kıbrıs sorununa bağlamak gibi bir ata sporumuz olsa da, bu sefer bağlantı meselesi tamamen rakamlarla ilgili. louis-vuitton

Az önce Forbes Dergisi’nin dünyadaki en değerli markalar listesini incelerken Louis Vuitton şirketinin neredeyse marka değeri (24.7 Milyar Euro) ile aynı miktarda olduğunu gözüme çarptı. Ben bu markayı İngiltere’ye gidene kadar hiç duymamıştım. Hala daha neden ürettiği çantaların bu kadar popüler ve bu kadar pahalı olduğunu anlamadığımı itiraf etmeliyim. Ancak, çözüm maliyetini ile ilgili korku senaryoları sunanlar için çarpıcı bir örnek olma niteliğine sahip.

Bildiğiniz gibi Kıbrıs konusunda esaslı meselelerden biri de çözümün maliyetidir. Ret cephesinin insanları korkutmak, çözüm umudunu berhava etmek için sık sık olası bir çözümün ne kadar maliyetli olacağına dair açıklamaları göze çarpıyor.  Ret cephesinin yıllardır bu ülkenin kaynaklarını kendilerine peşkeş çekenlerden oluştuğunu düşündüğümüz zaman bile bu konuda samimiyetsiz olduklarını söylemek mümkün.

Bugüne kadar ret cephesindeki insanların tercihleri ücretsiz eğitim, kültür veya sağlık hizmetleri gibi kamusal fayda güden uygulamaların geliştirilmesi için harcanmadı. Bunun yerine kendi ve zümrelerinin çıkar ve kazançlarını arttıracak yolsuz işlere harcandığını da iyi biliyoruz. Bu uygulamalar yüzünden, orta sınıf olarak tanımladıklarımızın her geçen gün fakirlikle mücadele etmek zorunda kalmakta, gençlik gelecek kaygısı nedeniyle Kıbrıs’tan göç etmektedir. Bunların hepsine de neden olanların yine aynı insanlardır. Yüksek genç işsizlik oranı nedeniyle eğitimi sonrası iş bulamayanlar çeşitli sosyal travmalar yaşarken bunların esas sebebi olanlar bir anda halkın iyiliğini düşünen melek kılığına bürünmesi ve çözümün olası maliyetler üzerinden konuşması ret cephesinin iki-yüzlülüğünü gözler önüne sermektedir.ist

Hepimiz biliyoruz, esas olan çözümsüzlüğün bahaneleri değil çözümün hemen şimdi olmasıdır.

Ancak çözümün maliyeti konusunun ciddi bir mesele olduğunu dışlayacak kadar naif olmamalıyız.

Kaba bir hesaplama Taşınmaz Mal Komisyonu’nun (TMK) ödediği tazminat tutarlarının dönüm başı maliyetinin 25000 Euro civarında olduğunu söyleyebiliriz. Bu miktara şikâyet eden Kıbrıslı Rumların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne dava açması ve miktarın AİHM tarafından da uygun bulunması Kıbrıslı Rum davacılar Maleagrou ve Diğerleri davasında ortaya çıktığından bu kurumun değer biçme yöntemine de güvenebiliriz.

Ayrıca TMK’nın önemli bir araç olduğunu ve çözüm sonrasında da, mülkiyet konusunda ortaya çıkacak olan uyuşmazlıklarda önemli bir mekanizma olarak büyük rol oynayacağını ortaya koymak yerinde olur. Hatırlatmakta yarar var, şu an Kıbrıs Türk tarafının en önemli çözüm yaratma araçlarından biri olan TMK adım adım çözüm ilkesine uygun bir araç olarak ortaya çıkmıştır. Böylelikle çözümü zorlaştırmamış, tam tersine uygulanan karar kapsamlı çözüm süreci ile beraber adım adım çözüm yaratacak araçların ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuştur.shutterstock_131385992

İkincisi, TMK yaratıldığında ret cephesi dediğimiz grubun aynı biçimde anayasa mahkemesine giderek kurulan bu yapının kapatılması girişimlerinde de bulunmuştur. Bugün, aynı kurumun uygulamaları sayesinde, Demopoulos ve diğerleri davası sonucunda da belirtildiği gibi, Kıbrıslı Türklerin ellerinde bulundurdukları 1974 öncesi Kıbrıslı Rumlara ait olan mülklerde, mülkiyet haklarının ve mülkleri ile kurdukları duygusal ilişkinin onaylandığı bir karar ortaya çıktığını açıklamakta da fayda vardır. Bu karar sayesinde, bugün sadece Kıbrıs Türk tarafı değil, Kıbrıs Rum tarafı da mülkiyet konusunda tazminat ödemelerinin, uygulanacağını dile getirebilmektedir.

Kaba bir hesaplama çözümün maliyetinin elimizde tuttuğumuz 1 buçuk milyon dönüm Rum malı karşılığında güneyde bıraktığımız 500.000 dönüm türk malının takasıyla ve toprak iadesi ve tazminat ödemesi biçiminde gerçekleşeceğini göstermektedir. Yani 1 milyon dönümlük Kıbrıslı Rum malının yarısını geri iade etsek dahi, yarım milyon dönümlük bir tazminatın gerçekleşeceğini söyleyebiliriz. TMK oranları ile hesapladığımızda bunun da 12.5 milyar euro olacağı ortaya çıkar. Eş miktarda da, yeniden yapılanma, bayındırlık hizmetleri gibi masrafların olduğunu söylediğimizde ihtiyaç olan miktar 25 milyar euroya ulaştığını söyleyebiliriz.

Peki 25 milyar Euro maliyet gerçekten büyük bir maliyet mi?20151010_112424

Kesinlikle : HAYIR!…

Ret cephesinin Kuzey Kıbrıs dışında dünyayı tanımayan anlayışının yerine rakamlara ve miktarlara global ölçekte baktığımızda bahsi geçen miktarların ne anlama geldiğini rahatlıkla anlayabiliriz.

Mesela Avrupa’da yaşanılan ekonomik kriz sonrası ülkelere yapılan mali yardım miktarları: Yunanistan : 2010 yılından Haziran 2015’e kadar toplamda 215.9 Milyar Euro alırken, Ağustos 2015’ten sonra 86 Milyar Euro alacak. İspanya  41.3 Milyar Euro alırken, İrlanda : 68.2 Milyar Euro ve Portekiz’de 76.8 Milyar Euro alacak.

Üstelik yukarıda belirttiğimiz rakamlar ağırlıklı olarak banka yapılandırmalarına gittiği için, Kıbrıs’ta beklediğimiz ekonomik çarpan etkisi olmadığını ve Kıbrıs’ta sürecin daha farklı çalışacağını da söyleyebiliriz..

Mesela TC yardım heyetinin, Kuzey Kıbrıs’a yaptığı üç yıllık son yardım paketinin miktarı da 3.3 milyar TL (1 Milyar Euro) civarındadır. ABD’nin 2013 yılında dünyanın çeşitli ülkelerine yaptığı ekonomik yardım 32 milyar dolar tutarındadır.

Bunun yanında çeşitli Avrupa Birliği ülkelerinin, kalkınma amaçlı sağladıkları yardım miktarı isecoke-bottle 86.66 Milyar dolar civarındadır.

Ülkelerin yanında şirketlerin marka değerlerine baktığımızda yine gerekli rakamın çok yüksek olmadığını görebiliriz. Başta bahsettiğim markanın yanına birkaç rakam daha eklemekte yarar var. Mesela, Apple marka geliri 182.3 Milyar dolar, Microsoft’un 93.3 Milyar dolar, Google 61.8 Milyar dolar, Coca-Cola 23.1 Milyar dolar, IBM 92.3 Milyar dolar, Mc Donalds 87.8 Milyar dolar, Facebook 36.5 milyar dolardır. Yani ülke kurmak için gerekli olan miktar çoğu şirketin değerinin altındadır.

Sonuç olarak, siyasi uyumsuzlukları aşmak için ortak formüller yaratmak yanında, ekonomik tarafı da düşünmek gereklidir. Ancak rakamları ortaya koyduğumuzda, bunun bir korku olamayacağını kanıtlamaktadır. Bu yüzden, ret cephesinin maliyetler üzerinden yürütüğü olumsuzlama timthumbkampanyasının da amacının çözüm sürecine katkı koymak değil, yolsuz düzenin devamını savunmaktır.

Karar verme zamanı geldi.

Hedef, yolsuzlukla işbirliği yaparak yok olmak mı yoksa bu topraklarda anlamlı bir gelecek kurmak mı?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s