Mehmet Ali Talat’ın Mülakatı ve CTP’deki Tik Tak Sesleri

KKTC CUMHURBASKANI MEHMET ALI TALAT, DEVLET BAKANI VE BASMUZAKERECI E ILE AVRUPA BIRLIGI GENEL SEKRETERLIGINDE BIR ARAYA GELDI. (ANADOLU AJANSI - HAKAN GOKTEPE) (20100317)

Mehmet Ali Talat’ın Mülakatı ve CTP’deki Tik Tak Sesleri

Az önce CTP-BG genel başkanı Mehmet Ali Talat’ın güneyde bir gazeteye verdiği mülgk_bankimoonakatı karşıma çıktı.

Sn. Talat, kendi görev süresinde mevkidaşı Hristofiyas ile sağlamış olduğu yakınlaşma kağıtları hala Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik sürdürülen müzakerelerde zemin oluşturmaktadır. Her ne kadar da Talat seçildiği Cumhurbaşkanı seçildiği 2005 yılından bugüne kadar ciddi bir şekilde yıpranmış olsa da, yeniden siyaset sahnesinde önemli bir göreve talip olmuş, partisinden güçlü bir destek almıştır. Aynı zamanda Sayın Talat’ın Kıbrıs sorununa yönelik derin bir bilgi birikimi olduğunu da teslim etmemiz gerekmektedir.

Ancak, bugün vermiş olduğu mülakat ciddi bir biçimde endişelenmeme sebep oldu. Çünkü CTP-BG tabanı da Sn. Talat’ın noktasından federal çözüme yaklaşıyorsa, CTP’nin çözüm müzakere sürecine destek olması bir tarafa, ya etkisiz bir güç olacağı, ya da tam tersine köstek olacağı kuşkusunu biraz daha güçlenmiştir.

****

Sayın Talat’ın mülakatında bir çok noktaya deyinmiş ancak en can alıcı olar
ak şunları söylemiştir.

1- “constituent state” ifadesinin Türkçede, devletçik veya eyalet değil  “kurucu devlet” olarak çevrildiğini ve bir devlet yapısının söz konusu olduğunu ifade etti. Talat, şu anda Kıbrıs’ta federasyonu oluşturacak iki ayrı devletin bulunduğunu savunmadıklarını ancak çözümün ardından adada siyasi eşitlik ilkesine dayalı iki devletin bulunacağını ifade etti. Çözümden sonra adanın kuzeyinde kurulacak devlet veya devletçiğin, KKTC’nin doğal devamlılığını mı teşkil edeceği şeklindeki soru üzerine, Talat, “Bu gerçekliği göz ardı edemeyiz. Kıbrıslı Rumların bu gelişmeyi  kabul etmesi gerekecek, başka bir çözüm yok” yanıtını verdi.145265_orig

2- Mehmet Ali Talat açıklamasında ayrıca Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıs Türk toplumunun kurucu devletçik veya kurucu eyalet ifadesini kabul etmesinin söz konusu olmadığını; bunun çoğu Kıbrıslı Türk tarafından siyasi statünün azaltılması olarak yorumlandığını; Kıbrıs sorununun çözümünün Kıbrıslı Türklere federal devletin kendi devletleri olduğu izlenimini vermesi gerektiğini vurguladı.

3- Garantiler konusuna da değinen Talat, Türkiye’nin, adanın bütününün garantör gücü olmaya devam etmesi gerektiğine inandığını söyledi.

4- Mehmet Ali Talat, Maraş konusundaki soru üzerine, Maraş konusunun, bütünlüklü çözümün bir parçasını teşkil ettiğine inandığını ifade etti.

****

Şimdi sayın Talat’ın ifadelerini daha iyi bir biçimde inceleyelim :

Birinci alıntıda, Sayın Talat’ın ortaya koyduğu ‘constituent state / kurucu devlet’ ilkesini netleştirmekte yarar var. Her ne kadar da Sn. Talat bunun bir devlet olacağını söylese de, devlet olma iddiası veya arzusunun siyasi ve hukuki bağlayıcılığı vardır.

Devletçik / eyalet / devlet arasında önemli farklılıklar vardır. Bürokratik ya da yönetimsel açıdan Sağlık Bakanlığı binamız var onu yıkmayacağız, onu Kıbrıs Türk oluşturucu devleti sağlık bakanlığı binası yapacağız diye bir iddia da ortaya koyulabilir ancak mesele bu kadar basitleştirilerek anlatılacak bir mesele değildir.

Herhangi bir yapının devlet olduğunu / olacağını iddia ediyorsanız bunun belli başlı referans noktaları vardır.

Öncelikle ‘kendi başına egemenlik icraa edebilmesi gerekir’. Oysa ki, Kıbrıs’ta federal bir devlet kurulmasına yönelik temel ilkelerden biri ‘iki bölgeli, iki toplumlu’ federasyondur. İkinci nokta (ki bu nokta Sn. Talat ile Sn. Hristofiyas’ın imza attığı belgelerde de mevcuttur) tek egemenliğin yani egemenliğin ‘Federal Devlete’ ait olacağına dairdir. Egemenliğin federal devlette olduğu, yetkilerin ise federal devlet ile ‘oluşturucu devletler’ üzerinden yapılması oluşturucu devletleri ‘devlet’ yapıp yapmadığı tartışma kaldırır.

Müzakereci Özdil Nami’nin ve Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın da müzakerelerde izlediği gibi ‘artık yetkiler oluşturucu devletler arasında paylaştırılır’ bu federal yapıyı gevşek bir hale getirirken, hala daha ‘tek başına egemenlik icra etme, dışarıda ‘tanınma’, kendi başına ‘uluslararası anlaşma imzalama’ gibi yetkilere saik değildir.

Başka bir deyişle, içerde bir egemenliğe sahip olsa da, bu egemenliğini federal devletin egemenliğinden aldığı için ve federal devlet dışında bu egemenliği uygulamayacağı için kesin bir devlettir iddiası doğru olamaz.

Sayın Talat’ın da bileceği İki Toplumlu İki Bölgeli Federasyonun temelinde, oluşturucu devletlerin ayrılma yetkisi de yoktur. Eğer federe birim/kanton/oluşturucu devlet eş derecede bir devlet olsaydı, böyle bir yasaklama da mümkün olmaması gerekirdi.

Ayrıca devlet olabilme ilkeleri ile ilgili bir diğer referans noktası, Montevideo Konvansiyonudur. Buna göre egemen olan devletin, devlet olma kriterleri ayrıca 4 ana ilkeye bağlanır. Bunlar:

1- kalıcı bir nüfus

2- tanımlanmış sınırları

3- bir hükümeti

4- diğer egemen devletlerle ilişkiye girebilecek kapasiteye sahip olmasını ön görür.

Bu durumda da, oluşturucu devletin iç-egemenliği olsa da federal birliktelik dışında icra edebileceği bir egemenliği olmayacağından Montevideo konvansiyonunun tüm parametrelerine dayanamayız. Ancak ona bile dayansak, oluşturucu devletin ‘diğer egemen devletlerle ilişkiye girebilecek kapasite olmaması’ oluşturucu devletin, uluslararası hukuk tarafından tanımlandığı biçimde bir ‘devlet’ olmayacağını ortaya koymaktadır. Yani siz ona ‘devlet’ diyebilirsiniz ama o ‘devlet’ devet özelliklerine sahip olmaz. Tıpkı ‘KKTC’ gibi uluslararası hukuğun diline uymadıkça sizin KKTC’nin devlet olduğunu dile getirmeniz anlamsız olduğu gibi, bunu dile getirmek de o derece anlamsızdır.lau-fig13_002

Ayrıca, constitutive teoriye göre devlet olma kriteri, eğer diğer egemen devletler tarafından kabul görmeye bağlamıştır. Bu da karşılıklı tanınma anlamına gelmektedir. Oluşacak olan federal devlette, yine oluşturucu devletlerin federal devletin dışında tanınmayacağını ortaya koyduğumuzda bu yaklaşıma göre de bunu iddia etmek doğru olmaz.

Buna benzer bir noktada Crawford (The Creation of States in International Law, 2006) ‘federal birimler’ uluslararası hukuktaki kendi pozisyonlarını kaybeder, onun yerine ‘federal birlik’ tek başına bir birim olarak uluslararası hukukta egemen ‘devlet’ olarak görülür açıklması yapar.

Bu noktada sayın Talat’ın ‘şu an iki devlet iddiasında olmadığı’ ancak ‘çözümden sonra iki devletin’ kurulacağı iddiası kesinlik taşımamaktadır. Bu noktada böyle bir açıklama yapmak, özellikle Kıbrıs Rum toplumunun hassasiyetlerini ve iki tarafın evet demesi gerektiğini hesaba kattığımızda sakıncalıdır.

Üstelik açık bir biçimde oluşturucu devletlerin yetkileri dahilinde yapacakları işlemler kurulacak olan ‘Tek Devletin’ bahşedeceği görevleri yerine getirmekten ibaret olacaktır. Varlıkları da yukarıda oluşturulacak olan devletin devamlılığı sağlandığı sürece devam edecektir. Oluşturucu devletlere devlet niteliği vermek, iki toplumlu iki bölgeli federasyon yerine, çözümden sonra ‘iki toplumlu iki bölgeli ve iki devletli’ bir yapının kurulacağını iddia etmek, ne uluslararası hukuka uygundur ne de sürdürülen müzakerelerde liderlerin toplumlarının desteğini güçlendirmelerine yönelik yapıcı bir açılım sağlar.

****

İkinci noktada ise, Sayın Talat kendi noktasını güçlendirmek için ortaya başkaanastasiades-eroglu bir iddia koyuyor. Siyasi eşitliği iki devletin eşitliği olarak anlamlandırıyor. Oysa ki siyasi egemenlik eşit Kıbrıs toplumlarının  ‘toplumların eşitliğinden’ yükselerek ortaya çıkan bir kavramdır. (Eroğlu ve Anastasidis 11 Şubat 2014 Ortak açıklama Madde 3)  Toplumların eşitliğinin meşrulaşarak bunun kurumsallaşması, temsiliyet düzeyinde iki tarafın da bir birine eşit olarak, federal devlette yer alacağı anlamına gelmektedir.

Öncelikle, oluşturucu devletin ‘tam bir devlet gibi’ anlaşılmasına yönelik kuşku, bunun devamında da sanki KKTC’de yaşayan insanların ‘egemen bir devlette’ yaşıyormuş da, bir anda egemen olmayan bir devletin vatandaşı olacaklarmış gibi taviz verilerek oluşan bir ‘statü’ şeklinde ortaya konulan anlayış da içinde hatalar barındırır.

Oysa ki, bildiğimiz gibi AİHM, KKTC’yi ‘Türkiyenin alt yönetimi’ olarak tanımlamakta, egemenliğe sahip olmayan, bağımsızlığı kabul görmeyen, ihtiyaç koşullar gereği ortaya çıkan kendine özgü bir yapıdır ve uluslararası olarak bir devlet olarak tanınmamaktadır

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşlarının, mevcut durum yerine oluşturucu devletin ortaya çıkmasıyla birlikte, niteliksel olarak meşru yetkilere sahip ve uluslararası hukukun bir parçası olan Federal devleti oluşturan yapının hem iç vatandaşı hem de federal vatandaşı yapacaksa, bunun mevcut haliyle gibi dile getirilmesi neden hassasiyet yaratacaktır ?anastasiadis_ile_akinci_baris_kahvesi_icti_h49431_bae18

Her noktada, Kıbrıslı Türklerin federal devleti benimsemeyeceğine yönelik mesaj vermek, sürekli olarak Kıbrıslı Türkleri ‘ayrılıkçı unsurlar’ olarak lanse etmek değil midir? Bir taraftan çözüm istiyoruz derken, kendi kendini ayrılıkçıya yatkın unsur olarak ortaya koymak nasıl tutarlılık gösterecek bunu anlamakta zorlandığımı söylemeliyim.

Ayrıca yine aynı nokta ile ilgili olarak, Kıbrıslı Rum toplumunun on yıllardır, etkin olarak Kıbrıs Cumhuriyetini yönetmelerinden kaynaklanan vatandaşlık ve egemenlik anlayışlarının, federe devlet vatandaşlığına dönmesi Sayın Talat’ın Kıbrıslı Türkler için ‘sözde’ olan durumun ‘gerçekte’ olması anlamını taşımaktadır. Yani biz haksız bir biçimde on yıllardır ortak bir devleti tek başına yönetmeye alışmış Kıbrıslı Rumları siyasi olarak olmaları gerektiği noktaya davet edeceğimiz bir halde, bunun da bir denkliği varmış gibi ‘kıbrıslı Türklerin yaşayabileceği bir travma’ olarak sunmak, çözüme dair samimiyet yönünde ciddi çelişkiler barındırmaktadır.

Son olarak eğer ki federal bir devlette ortak bir yaşam kurmak Kıbrıslı Türklerin statülerin azaltılmasına yönelik bir mesaj taşıyacağına dair kaygıları varsa, meydan Sayın Talatı beklemektedir.

Daha önce toplum liderliği yapmış, annan planının adı çıkarkenden onu meydanlarda savunmuş, Kıbrıs’ta federal bir çözüm için açık bir irade beyanı yapmış biri olarak Kıbrıslı Türk toplumunu federal bir devlette yaşamaya en iyi hazırlayacak insanlardan biri Sn Talattır.

Üstelik hem hükümet partisinin başkanı, hem de başbakanlık görevini yapmadığına göre, ufukta da bir seçim beklenmediğine göre koşullar bunun için elverişlidir. Eğer buna yönelik kuşkuları varsa, bu kuşkulara yönelik korkuyu körüklemek yerine, buna yönelik bilinçlendirme faaliyetlerine yönelik çalışmalarını hızlandırmalıdır.

****

Sayın Talat’ın açıklamasındaki 3üncü noktayıda ciddiye almak gerekir. Türkiye’nin garantörlüğünün devamını isterken buna yönelik nasıl bir yol haritası çizmektedir. Bir taraftan egemen ve bağımsız bir devlet kurulmasını isterken, diğer taraftan ‘bağımsızlığı sınırlandırmak’ üstelik de bunu gönüllü olarak ortaya koymak nasıl bir karmaşadır.digest-20091-yasin-naimark-1

Sayın Talat Kıbrıslı Rumların Türkiye’nin bundan sonra ‘bir daha saldırıda bulunmayacağını anlaması gerektiğini’ söylerken, aynı garantörlüğü kendi toplumuna da anlatması daha kolay olmaz mı ? Yani Kıbrıslı Rumların bir daha Kıbrıslı Türklere saldıracağını anlatarak dış güçlerin garantörlüğüne ihtiyaç duymayacak bir yapının sağlanması yerine, Kıbrıslı Rumların bunu anlamasını beklemek yine benim anlamlandıramadığım bir tutumdur.

Her ne kadar da, bağımsızlığın göreceli olarak azalması devleti devlet yapmaktan alı koymasa da, garantilere yönelik bu kadar net bir tavır takınması, bunun meşruluğunu da kendi insanını bombalayan, komşu topraklara savaş uçağı gönderen bir ülkeden ‘korkmayın’ diyerek yapması benim için anlaması oldukça güç bir durumdur. Sayın Talat’a acaba turist olarak şu günlerde Türkiye’ye gitmenin bir Kıbrıslı Türkü de korkuttuğunu söylediğimizde önerisi ne olurdu merak ediyorum doğrusu…

 

****

 

Son olarak Sayın Talat Marşa konusunda bütünlüklü çözümü işaret etmektedir. Maraş sn akıncı’nın vizyonunu oluşturan noktalardan biriyken, gerek BM GS Temsilcisi Eide’nin gerek Kıbrıslı rum lider anastasidis’in tercihleri doğrultusunda masaya gelmemiştir. Ya da Sn Akıncı bu şekilde bir ifade kullanımıştır.cyprus-problem5

Bu biraz da ‘kapsamlı çözüme’ odaklanan çalışmaları yavaşlatmamak için yapılan bir tercih olsa da, eğer yakın zamanda çözüm olacak olsa dahi, maraş ve mağusa bölgesi kapsamında etüt ve durum analizi yapacak uzmanların çalışmasını başlatması gerekmektedir.

Sayın Talat, bu konuyu kapsamlı çözüme havale ederken, acaba sonsuz bir zaman tüneline attığının bilincinde mi yoksa kategorik olarak güven yaratıcı önlemler olmadan mekanik bir çözümün toplumlar tarafından onaylanacağına dair inancından mı bunu dile getirmiştir bilemiyorum.

 

****

 

Sonuç olarak Sayın Talat’ın dile getirdiği bir çok nokta, tartışılmaya müsaittir. Son derece teknik olan boyutları olsa da, bir taratan da siyasi irade ile alakalı boyutları da vardır. Maalesef MAT’ın çizdiği tabloya baktığımda ben CTP’nin çözüm istenci konusunda olumlu bir mesaj vermediğini görmekteyim.kararverildi

İnancım ve umudum CTP’nin taban kadrolarının duruşunun Sn. Talat’ın görüşlerinden daha açık, uzlaşmacı ve barışçıl olmasıdır.

Parti disiplini diye ses çıkarmayan, abilerinden / ablalarından ürken CTPli dostlar için federal çözüm yönünde iradelerine yönelik saatin tik-takları duyulmaya başladı.

Tik-tak sesleri çözüme yönelik iradelerini ortaya koyarak, karamsar tablonun çözüme yönelik olumlu bir tabloya dönüşmesi için mi geri mi sayıyor, yoksa parti içinde kalan son sol kırıntı olan federal kıbrısın kurulmasına yönelik istencin de yok olmasıyla, kendi sonlarını doğru mu sayıyor onu da bize zaman gösterecek.

Mertkan Hamit

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s