Bu Yunanlar da Çok Oluyor!

Olur mu böyle iş ?

Önce özelleştirmeleri ve kemer sıkma politikalarını ret edeceğini söyleyerek seçime katılan partiyi seçiyor Yunan halkı. Sonra ‘iktidar olunca yumuşar, herkese kafa tutacak değil’ diye tahminler yürütülürken bunun tam tersini yapıyor aynı partinin başbakanı.

Seçimi kazandıktan sonra söylediklerinden şaşmayıp, doğru bildiğini uygulamak için ve toplumdan aldığı icazete saygısızlık etmemek için tüm yöntemleri deneyen bir hükümet kuruyor. Bir taraftan Avrupa Birliği Komisyonu, AB Merkez Bankası, IMF’nin sunduğu uygulamaların pazarlığını yaparken sosyal reformlara yönelik taviz vermeyen bir idare oluşturuluyor bu ülkede.

Hükümet onca borç varken, hiç çekinmeden referandum kararı alıyor. Kararı aldıktan bir gün sonra bütün bankalarda sermaye kontrolü uygulaması başlatılarak, bankamatiklerden çekilmesi mümkün olan miktar 60 Euro ile kısıtlanıyor bu ülkede, bankalar kapatılıyor.

Uluslararası medya ve ülkedeki özel televizyon kanalları sabah akşam demeden hükümet karşıtı propaganda yaparken, hükümet hiç çekinmeden halkın geleceği ile ilgili verilecek kararı ancak halk onayıyla yapacağını söylüyor, sonra da bunu uyguluyor. İstisna halidir, krizdir deyip bildiğini okumuyor. Halkın iradesi ile halk için mücadele ediyor.

Mahalle futbolundaki gibi ‘Siz hepiniz ben yalnız’ diyerek oyuna başlayıp, güçlü rakiplerine rağmen yine girdiği mücadelede başarı sağlayan bir hükümet bir ülkeyi yönetiyor…

Gerçekten olmaz!

Böyle iş olmaz!

Demokrasinin beşiğinde, demokrasinin kuralları uygulanırken, ‘makul demokratikosçukların’ uzaktan ya da yakından okuduğu teraneleri dinlemeyen Tsipras ve ekibi gerçekten de çok oluyor.

Sadece Yunanistan’a değil, tüm Avrupa soluna örnek oldukları için çok oluyorlar…

Demokrasinin araçlarını kullanarak, çıkar odaklarının uzlaşı hesaplarına boğulmadan, dayatmalara karşı ‘hayır’ diyebildikleri için Yunan halkı çok oluyor. Çok oluyorlar ve çoğalıyorlar. Dayanışma sınır, devlet, millet dinlemiyor. Yunanlılar çok oluyor çünkü onlar sisteme karşı cevap verme cesareti gösterdikçe, haysiyetli bir duruşu mümkün kıldıkça, tüm halklara örnek oluyorlar.

Onlarla birlikte biz de karşı çıkmayı öğreniyoruz, onlarla çoğalıyoruz! Büyüyoruz! Çok oluyoruz!

Yunanistan solu, artık kendi kendini sömürgeleştiren Avrupa’nın taşlarının yeniden oturacağı karşı hegemonyanın oluşturulmasının dönüm noktasını temsil ediyor. Diğer ülkelerdeki solculara düşen görev ise bu noktadan sonra dayanışma ağını genişletmek.

Bugün tanıklık ettiğimiz bu sonuç, siyaset ile ekonominin ilişkisinin kanıtı. İdeolojiler öldü diyerek 25 yıldır neoliberal tahakkümün şampiyonu Francis Fukuyama’nın halk iradesiyle yenilmesinin resmidir. Artık Mr Smithler “bırakınız yapsınlar, bırakınız etsinler” dedi diye ‘Yes’ deyip geçeceğimiz bir mesele değildir ekonomi. Hele politikadan ve toplumdan arınmış rakamlar silsilesi hiç değildir.

Tüm bunları gördükten sonra SYRIZA’nın kararlılığını Kıbrıs Türk soluyla hele hele de hükümetiyle kıyaslayacak bir hadsizlik yapacak değilim elbette. Ancak bu noktadan sonra konuşulacak senaryolar, sorulması gereken sorular çok. Drahmiye geçiş olacak mı ? Bankalar batacak mı ? Darbe olur mu? Yunanistan düzelebilecek mi ? AB ve kurumlar esneklik gösterecek mi ?

Bunları şu an kimse bilmiyor.

Artık ortada açık olan tek bir şey var: Yunan halkının kararlı ‘Hayır’ oyuyla Yunanistan’ın geleceği ya Avrupa’da adaleti tesis edecek, ya da Avrupa artık barbarlığıyla anılacak…

email: mhamit@gmail.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s