Referandum Sonrası Yunanistan’a Dair: “Sıkça Sorulan Sorular”

Önceki yazımda Yunanistan referandumu ile ilgili siyasi ve teorik anlamda değerlendirmemi ortaya koymuştum. Ancak bir de ekonomiye dair akla gelen ilk soruları da yanıtlamanın önemini ortaya koymak isterim. İşte sıkça sorulması mümkün olacak sorulara dönük aklıma gelen ilk altı soru ve kendi kapasitemde verdiğim cevaplar:

1- Bu günden sonra Yunanistan, avro bölgesinden çıkar mı ?

Tsipras’ın ilk açıklaması bunun aksi yönünde. Seçim sonuçlarının ardından Tsipras’ın yaptığı ilk açıklamaya göre Yunanistan avro bölgesinde kalmak istiyor. Ancak drahmiye geri dönüş opsiyonu tamamen ortadan kalkmış değil. Özellikle büyük finans çevreleri ‘belirsizliğin’ sonlanmasını istiyor. Aslında özetle iki tarafa da baskı yapıyor. Ya Yunanistan’ı çıkarın ya da gerekli olan adımları atarak bu riski elemine edin mesajı veriyor.

Kişisel düşüncem acı bir sonuç olsa da, mevcut koşullar altında devam eden avro sistemi ile devam etmek yerine drahmiye geçmenin daha anlamlı olduğudur. Avro başından beri siyasi bir birliğin gerekliliklerini sağlayamadığı sürece başarısız bir tecrübe olacaktır. Bugün Yunanistan’ın yaşadıklarını yarın Portekiz’in veya birlik içindeki diğer küçük ülkelerin de yaşama ihtimali yüksektir.

Alttaki cevaplarda bunu neden tercih ettiğime dair notlarım da olacak ancak avroya neden karşı olduğumla ilgili daha detaylı bir tartışmayı da önümüzdeki günlerde ortaya koyacağım.

Ancak özetle Yunanista’nın drahmiye geçmesi kısa dönemde zorlayıcı ancak uzun dönemde anlamlı bir büyüme stratejisi geliştirmesine daha yardımcı olacağına inanarak bu yorumları yazdığımı belirtmekte yarar var.

2- Referandum sonrası Avro krizi gelir mi ?

Muhtemelen dolara karşı avro değer kaybedecek. (Yazı yazılmasından sonraki rakamlar da bunu gösteriyor.) Ancak Türk lirasına büyük bir etkisi olmayacak. Tam tersine Türkiye’nin Yunanistan ile düşük ihracat ilişkisine rağmen, genel ihracat kalemlerinde Türkiye’nin ihracatı Avrupaya doğrudan bağımlı. Euro’nun değer kaybı, dolar değerinin artması navlun giderleriyle beraber Türkiye’de üretilen ürünlerin pahalılaşmasına sebep olacak. Stratejik olarak daha güçlü bir ihracat partneri olmayan Türkiye bu süreçten zarar görecek. Dış açığa etki yapacağını da hesaba katıp, bir de hükümetin hala daha oluşturulamadığını öngördüğümüzde Türkiye’de de kırılganlığın artacağına dair inancım kuvvetleniyor.

Yunanistan özelinde soruyu yukarıda söylediğimle beraber düşünmek gerekiyor. Eğer Avrupa Birliği kısa zamanda, ulus devlet çelişkisinden arınıp, finansal bir birliğin ulus ötesi işlevselliğe sahip bir mecrası haline dönüşürse bu avro bölgesinin krizlerini aşmasını mümkün kılacak. Aksi halde avro bu şekilde devam edemeyebilir. Yunanistan’ın ardından bir iki ülkenin daha avro dışında kalma ihtimali olacak. Özellikle Yunanistan’ın avro dışında üretim odaklı bir büyüme trendine girmesi (muhtemelen 1 – 2 yıl sürebilir) diğer çevre ekonomilerini de avroyu terk etmesine neden olabilir. Avro bu sosyoekonomik koşulların altında devam edecekse, avroyu terk edecek ülkelerin sıraya girmesi çok uzak bir senaryo değil.

3- Yunanistan bu referandumla bir şey kazandı mı ?

Bugün Yunanistan borç konusu ile ilgili masaya eli çok daha güçlü oturacak. Muhtemelen ön görülemeyen sürece sıkıntı yaşamak yerine, birkaç yıl içinde büyüme odaklı bir politika güdebilecek kararlılıkta bir liderliğe sahip olduğunu ve halk desteğinin olumlu bir sinerji yarattığını söyleyebiliriz. Muhtemelen bu dakikadan sonra Yunanistan referandum sonuçlarını kullanarak ‘borç yapılandırması’ talebini güçlendirecek. Belli bir miktarın silinmesi ortaya konulacak. Buna yönelik pozisyon artık sürecin sonucunu da belli edecek. Borç yapılandırılması karşılığında kamu maliyetlerini azaltılmasına yönelik bir pazarlığın gerçekleşmesi mümkün görünüyor. Bence finans devlerinin baskısı Yunanistan’ın avroda kalması için de ayrılması için de kesinliği talep ediyor. Bu noktada, masaya görece eli güçlü oturan taraf Yunanistan olacak. Artık Yunanistan’ın taleplerini anlamsız bulmak, ekonomik akla dayalı değil tamamen ‘ideolojik’ bir karar olacak. Artık bahsettiğimiz ‘ekonomik aklın’ gereği gibi liberal bir varsayım değil, egemen güçlerin alternatife karşı reddi şeklinde olacak.

4- Yunan bankaları batar mı ?

Sermaye kontrolü zaten batmayı önlemek için uygulanıyor. Kısa süre içinde likidite sağlanmazsa şu an 60 euro günlük limit 30 euroya da indirilebilir. Ancak likidite sağlanacağına dair bir beklenti olmadığını söylemekte yarar var. Likiditenin sağlanmaması artık Avrupa’nın insani bir krize karşı kayıtsız kaldığının kanıtı olacak. Bu noktadan sonra bankaların batıp batmaması yanında Avrupa projesinin gidişatı önemli bir sorun olacak.

5- Yunan bankalarının batma ihtimali nasıl çözülür?

Muhtemelen en kararlı çözüm uluslaştırma/devletleştirme politikası ile olur. Syriza böyle bir politikayı güdebilecek anlayışa sahip. Daha önce yatırım bankaları battığında İngiltere belli başlı birkaç bankayı uluslaştırmıştı. Tabi ki Yunanistan bu bankaları kamulaştıracak araçlardan yoksun. Bu ancak merkez bankasının etkin bir biçimde çalışarak, kendi kaynaklarını yaratması ile mümkün. İşin özeti Drahmiye geçiş bankaların kamulaştırılmasını da mümkün kılabilecek bir alanı yaratabilir. Bankaların kamusallaştırılarak, kamunun özelin borcunu ödemesi yerine kamunun kamu bankalarının borçlarını ödemesi aradaki asimetriyi de yıkacak. Ayrıca, geleneksel bırakınız yapsınlar bırakınız etsinler neoklasik anlayışının dışında, devletin etkin müdahalesine yer açan yeni bir ekonomik anlayışın uygulanması da mümkün olacak.

6- Tsipras drahmiye geçişi tercih eder mi ?

Şimdilik Tsipras böyle bir politikayı izlemeyecek gibi görünüyor. Muhtemelen Salı günü gerçekleşecek olağanüstü toplantıya kadar bankalar kapalı kalmaya devam edecek, ülkenin nakit durumuna göre yarından itibaren sermaye kontrolü politikaları daha da güçlenecek. Ancak Salı günü daha geniş bir koalisyonla masaya oturup borç yapılandırmasına dönük hamle yapıldıktan sonra anlaşma sağlanamazsa drahmiye geçiş olasılık olmaktan çıkıp bir gerçek haline gelebilir.

Sonuç

Syriza hükümeti boğucu müzakereler sonucunda halk desteğiyle şu an bir adım önde.

Yunanistan’a destek için solun acil dayanışma çalışmaları yapması gerekli.

Konuya dair entelektüel tartışmanın ötesine geçip, her anlamda dayanışmayı mümkün kılacak kanallar oluşturmak emeğin avrupasını kurmanın ilk nüveleri olabilir.

Kurumlar politikalarını değiştirmezse barbarlıktan, Syriza istediğini alırsa daha adil ve güçlü bir Avrupa’dan söz edeceğiz!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s